KASKO POLİÇESİNDEN DOĞAN UYUŞMAZLIKLAR

19/03/2025 Tarih ve K-2025/141880 Sayılı Hakem Kararı

Uyuşmazlığın Konusu: Kasko sigortası kapsamında ödenen tazminatın yetersiz olduğu gerekçesiyle ek tazminat talebinden ibarettir.

Başvuru Bilgileri: Davalı sigorta kuruluşu nezdinde kasko sigortalı aracın 08/09/2024 tarihinde trafik kazasına karıştığı ve ağır hasar gördüğü, sigortacı tarafından pert işlemi yapıldığı ve 360.000,00-TL rayiç değer üzerinden işlem yaparak ödemede bulunulduğu, ödemenin yetersiz olduğu, bakiye maddi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tazmini talep edilmiştir.

Sigorta Kuruluşunun Cevapları: Araç üzerinde hasar ekspertizi yapıldığını ve sigortalı aracın pert total olduğunun belirlendiği, olay tarihi itibariyle rayiç değer araştırması yapıldığı ve sigortalı araç ile aynı marka- model ve donanımdaki araçların satış rakamları aracın özellikleri (km’si, hasar geçmişi) de dikkate alınarak Kasko Sigorta Poliçesi ve ekinde yer alan özel ve genel hükümlere uygun şekilde yapılan değerlendirmede kaza tarihindeki rayiç değerinin tespit edildiği, aracın hasarlı hali ile sovtaj bedeli tenzil edildiğinde kalan tutarın davacı sigortalıya ödendiğini, bu suretle sigorta şirketinin tüm sorumluluğunu yerine getirdiği ileri sürülerek başvurunun reddi talep edilmiştir.

Karar: Kasko Sigortası Genel Şartları A.1.maddesinde “Sigortanın konusu”; “Bu sigorta ile sigortacı, sigortalının, karayolunda kullanılabilen motorlu, motorsuz taşıtlardan, romörk veya karavanlar ile iş makinelerinden ve lastik tekerlekli traktörlerden doğan menfaatinin aşağıdaki tehlikeler dolayısıyla ihlali sonucu uğrayacağı maddi zararları temin eder:
a) Aracın karayolunda kullanılabilen motorlu, motorsuz taşıtlarla müsademesi,
b) Gerek hareket gerek durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca
ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketli bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme
çarpması, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar,
c) Üçüncü kişilerin kötü niyet veya muziplikle yaptıkları hareketler,
d) Aracın yanması,
e) Aracın çalınması veya çalınmaya teşebbüs edilmesi.” şeklinde düzenlenmiştir.

Kasko Sigortası Genel Şartları içeriğinde rayiç değerin hangi kriterlere göre belirleneceği 3.3. Sigorta Bedeli, Tazminatın Hesabı ve Ödenmesi başlığı altında; “3.3.1. Sigorta Bedeli, 2 3.3.1.1. Sigorta şirketi aracı hasar tarihi itibariyle rayiç değerine kadar teminat altına almıştır. Sigorta tazminatının hesabında sigortalı menfaatlerin rizikonun gerçekleşmesi anındaki rayiç değerleri esas tutulur. Rayiç değer için esas alınacak referansa veya rayiç değeri belirleme yöntemine poliçede yer verilir. Bu yönde bir referans belirlenmemişse veya bu belirleme somut değilse Türkiye Sigorta Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliğince belirlenerek ilan edilen riziko tarihi itibariyle geçerli rayiç değere ilişkin liste esas alınır” belirtilmiştir.

Kasko Sigortası Genel Şartları B.3.3.2.2.maddesinde; “Onarım masraflarının sigortalı aracın rizikonun gerçekleştiği tarihteki değerini aşması ve aynı zamanda eksper raporu ile aracın onarım kabul etmez bir hale geldiğinin tespit edilmesi durumunda, araç tam hasara uğramış sayılır. Aracın tam hasara uğraması halinde, aracın hasar anındaki rayiç değeri ödenir. Bu durumda, aracın
Karayolları Trafik Yönetmeliğinin ilgili maddesi hükümleri doğrultusunda hurdaya ayrıldığına dair hurda tescil belgesi sigorta şirketine ibraz edilmeden araç sahibine sigorta tazminatı ödenmez. Değeri tamamen ödenen araç ve aksamı, talep ettiği takdirde sigortacının malı olur. Aynı şekilde kısmi onarımlarda parçaların sigorta şirketi tarafından tedarik edilmesi halinde hasarlı parçalar talep ettiği takdirde sigortacının malı olur.” düzenlemesi yapılmıştır.

TTK’nın 1460. maddede sigorta değeri “Sigorta değeri sigorta olunan menfaatin tam değeridir.” şeklinde düzenlenmiştir. Zira sigortalı ile sigortacının bir aracın sigorta teminatı kapsamında meydana gelebilecek riziko kapsamında meydana gelen zararlar için kasko sigortası genel şartlarına aykırı olmamak kaydıyla özel hükümlere göre anlaştığı bir sözleşmedir. Bu hususta sigortacının zararla ilgili muafiyetler belirleyebileceği de Kasko Sigortası Genel Şartları A.6. maddesinde “Sigorta poliçesinde,
tespit olunan bir miktara veya hasar ile sigorta bedelinin belli bir oranına kadar olan zararın sigortacı tarafından tazmin edilmeyeceği kararlaştırılabilir. Bu şekilde belirlenen muafiyetler en az 14 punto büyüklüğünde harflerle poliçeye yazılır.” şeklinde düzenlenmiştir.

Bu kapsamda aracın gördüğü hasar nedeniyle pert-total işlemi görmesi sonucu ödenecek tazminat kural olarak kaza tarihindeki aracın rayiç değeri olacak, ancak TTK ve Kasko Sigortası Genel Şartlarına aykırı olmamak kaydıyla taraflarca düzenlenmiş bulunan kasko poliçesi özel hükümleri de dikkate alınacaktır. Bu doğrultuda, alınan bilirkişi raporları uyarınca bakiye rayiç değer talebinin temerrüt tarihi itibarıyla yasal faizi ile ödenmesine karar verilmiştir.

02.01.2025 Tarih ve K-2024/625472 Sayılı Hakem Kararı

Uyuşmazlığın Konusu: Hasar bedeli talebidir.

Başvuru Bilgileri: Meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası neticesinde başvurana ait araçta maddi hasar oluştuğu, bu maddi hasarların giderilmesinde sigorta kuruluşunun müştereken ve müteselsilen sorumluluğu bulunduğu, hasarın tarihinde sigorta şirketine ihbar edildiği, hasar farkı ödenmesi için yazılı başvuruda bulunulduğu, dönüş sağlanmadığı beyanıyla hasar bedelinin avans faizi ile birlikte tahsili talep edilmiştir.

Sigorta Kuruluşunun Cevapları: Başvuru sahibine hasar ödemesi yapıldığı, aracın anlaşmasız özel serviste tamir edildiği, KDV’ye ilişkin sorumluluklarının bulunmadığı, iskonto uygulanması gerektiği ileri sürülerek başvurunun reddi talep edilmiştir.

Karar: Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde başvuranın kaza tarihi itibariyle araç maliki sıfatını taşıdığı, aleyhine başvuru yapılan sigorta şirketinin ise aynı tarih itibariyle başvuran aracın kasko poliçesinin sigortacısı olduğu; bu durumda, tarafların aktif ve pasif husumet ehliyetlerinin bulunduğu tespit edilmiş, dosya içerisinde hasarın teminat dışı kalmasını gerektiren somut bir bilgi ve belgeye rastlanılmamıştır.

Dava kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. TTK’da ayrıca düzenlenmemiş olan kasko sigortası, bir mal sigortası olup, kanunda zarar sigortaları başlığı altında düzenlenmiştir. Mal sigortalarında, sigortalı ile sigortacı arasında gerek rizikonun niteliği ve gerekse tazminat miktarı bakımından bir uyuşmazlık çıktığı takdirde, bu uyuşmazlıkların giderilmesinde, öncelikle sigorta poliçesindeki, yasanın emredici hükümlerine aykırı olmayan genel ve özel şart hükümlerinden, bu hükümlerde boşluk olduğu takdirde TTK’nın sigorta hukukuna ilişkin ve mal sigortalarına ilişkin genel hükümlerinden ve yine boşluk bulunması halinde TTK 1451. maddesi hükmü gereğince TBK hükümlerinden yararlanılması gerekir.

Uyuşmazlık konusunun çözümlenmesi teknik bilgi gerektirdiğinden dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş, raporda; kasko poliçesinde beyan edilen anlaşmalı servise uygulaması ve anlaşmalı serviste onarım görmemesi
durumunda davalı şirketin “ Sigortalı aracın onarımı, X Sigorta’nın web sitesinde yayınlanan anlaşmalı servislerde gerçekleştirilir. Sigortalının, anlaşmasız hizmet alması, sigorta şirketinin onayı ile mümkündür. X Sigortanın anlaşmalı olmadığı tamirhane ve servislerde yapılacak onarımlarda, tedarik edilebildiği durumda parça tedarikinin sigorta şirketi tarafından yapılacağı ve parçanın servis tarafından tedarik edilmesinin sigorta şirketinin belirlediği parça iskonto oranı ile olacak şekilde sigortacının onayına bağlı olduğu hususlarında mutabık kalınmıştır.” hükmünü amir olduğu, buna karşın davalı tarafın atamış olduğu eksperce aracın fiziki görüldüğü ve aracın anlaşmalı servise çekilmediği, parça tedariği yapılmadığı, eksper raporunda yazılı olan ‘’Vasıtanın değişmesi gerekli parçaları araç modeli ve yılı itibari ile güncel parça üretim ve fiyatlarında sorunlar bulunması nedeni ile servis tarafından temin edilmiş, sistem fiyatları ile kontrolleri sağlanmıştır.” olarak beyan edildiği üzere parçaların servise aldırılması davalı taraf eksper onayı ile yapıldığı, tedarik gönderilmeyen parçaya da bu nedenle tedarik iskontosunun uygulanmaması gerektiği kanaatine varılmıştır.

Sigortacı, poliçeden kaynaklanan tazmin borcunu yerine getirirken gerçek zararı ödemekle yükümlü olarak, aracın onarımı yapılsın ya da yapılmasın, onarıma dair fatura olsun ya da olmasın hasar bedeli üzerinden hesaplanan katma değer vergisini de 3065 sayılı KDV Kanunu uyarınca zarar görene ödemek zorundadır. Bu sebeple KDV dahil miktar üzerinden hüküm kurulmuştur. Ayrıca, kasko poliçesi ile sigortalı araç kullanım tarzı hususi olup ticari niteliktedir. Başvuru konusu aracın ticari nitelikte olması dikkate alındığında avans faiz işletilmesine karar verilmiştir.

18.03.2025 Tarih ve K-2025/141400 Sayılı Hakem Kararı

Uyuşmazlığın Konusu: Hasar bedeli talebidir.

Başvuru Bilgileri: Başvuru sahibine ait aracın karıştığı trafik kazası nedeniyle maddi hasar meydana geldiği, davalı sigorta şirketinin gerçek zararı ödemekle yükümlü olduğu, davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığı ve fakat taraflarına herhangi bir ödeme yapılmadığı ileri sürülerek hasar tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi, yargılama giderleri ve vekalet ücretiyle birlikte sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesi talep edilmiştir.

Sigorta Kuruluşunun Cevapları: Sigortalı aracın işbu kazanın oluşumunda alkollü sürücü tarafından kullanıldığı, bu durumun rücu sebebi yarattığı, geçmiş hasarların tespit edilmesi gerektiği, hesaplamaların genel şartlara göre yapılması gerektiği, ekspertiz ücreti talebine ve avans faiz istemine itiraz ettiklerini ileri sürerek başvurunun reddi talep edilmiştir

Karar: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın teknik incelemeyi gerektirmesi nedeniyle dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, sigorta kuruluşunun hesaplanan hasar bedeline sigortalı aracın kazanın oluşumunda alkollü sürücü tarafından kullanıldığını, bu durumun rücu sebebi yarattığını, sürücünün yasal alkol sınırının üzerinde alkollü bulunması ve kazaya alkollü olması nedeniyle sebebiyet vermesi sonucu şirketin hasar gören araç sahibine ödemiş bulunduğu hasar tazminatının davalıdan tahsili gerektiği belirtilerek itiraz edilmiştir.

Davalı sigorta şirketi, sigortalı aracın kazanın oluşumunda alkollü sürücü tarafından kullanıldığını iddia etmişse de iddialarını kanıtlar nitelikte belge ve evrak sunmadığı tespit edilmiştir. TTK 1409/2. maddesi, “Sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığını ispat yükü sigortacıya aittir.’’ hükmünü amirdir. Bu hüküm doğrultusunda sigortacı rizikonun ihbar edilenden farklı şekilde gerçekleştiğini aracın sigorta teminat dışında olduğunu soyut iddialarla değil
somut delillerle kanıtlamalıdır. Dosya muhteviyatından kazanın teminat dışı olduğuna yönelik somut veri olmaması nedeniyle davalı sigorta şirketinin itirazlarının reddine karar verilmiştir.

Davalı sigorta şirketinin sorumluluğu gerçek zararla sınırlı olmakla beraber, emsal Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere davalı sigorta şirketi ile tedarikçi firma arasında yapılan iskonto sözleşmesinin sigortalıyı ilgilendirmediği değerlendirilerek davalı sigorta şirketinin bu husustaki itirazı reddedilmiştir.

Başvuru sahibi tarafından tazminat tutarının, temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi talep edilmiştir. Talebin kasko sözleşmesinden kaynaklanması ve sigorta sözleşmelerinin TTK’ da düzenlenmiş olması yanı sıra TTK 3. ve 4. maddeleri hükümleri gereğince mutlak ticari işin nitelikleri dolayısıyla davalı sigorta şirketinin T.C. Merkez Bankası avans faiz oranına göre temerrüt faizinden sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır.

Talep artırım dilekçesinde SBM sorgu masrafının TTK.’nın 1426. maddesi kapsamında ödenmesi talep edildiği anlaşılmakla birlikte dosya içeriğinde SBM sorgu belgesi ve SBM sorgu ücret dekontu bulunmadığından talep edilen SBM sorgu masrafı makul yargılama gideri olarak değerlendirilmemiştir.

KARAYOLLARI MOTORLU ARAÇLAR ZORUNLU MALİ SORUMLULUK (TRAFİK) SİGORTASI POLİÇESİNDEN DOĞAN UYUŞMAZLIKLARA İLİŞKİN KARARLAR

24/01/2025 Tarihli ve K-2025/44054 Sayılı Hakem Kararı

Uyuşmazlığın Konusu: Destekten yoksun kalma tazminatı talebidir.

Başvuru Bilgileri: Başvuru dilekçesinde, başvuranın desteğinin geçirdiği trafik kazasında vefat ettiği, bu kazanın meydana gelmesinde sigortalı aracın kusurlu olduğu, sigorta şirketine tazminat talepleri ile ilgili başvuru yapıldığı beyan edilerek 17.000,00-TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte kendilerine ödenmesi talep edilmektedir.

Sigorta Kuruluşunun Cevapları: Başvurunun zamanaşımına uğramış olduğundan reddi gerektiği, eksik evrak ile başvuru yapıldığı için müvekkil şirket açısından temerrüt gerçekleşmediği,başvuranın desteğinin gerekli güvenlik tedbirlerini almadan araç içinde yolculuk etmesinden dolayı müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği, sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalının kusuru oranında mümkün olduğu, tazminat hesabı yapılır ise Hazine Müsteşarlığı Aktüerler Sicili’ne kayıtlı bir aktüer tarafından TRH-2010 yaşam tablosu ve %1,8 oranında teknik faiz kullanılarak yapılması gerektiği, SGK tarafından bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin sorulması gerektiği ifade edilerek başvurunun reddi gerektiği savunulmaktadır.

Karar: Sigorta şirketi kaza tarihi itibariyle Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Poliçesi tanzim eden şirket konumundadır. Trafik Sigortası Genel Şartları A.3. maddesine göre sigortanın kapsamı belirlenmiş olup, buna göre sigortacı poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu temin etmek zorundadır.

Destekten yoksun kalanların meydana gelen zararlarını tazmin hakkı ölenden intikal eden bir hak olmayıp doğrudan doğruya desteğini yitiren kişinin kendisinde doğan, asli ve bağımsız nitelikte bir haktır. Ölenle ya da mal varlığı ile bir bağıntısı bulunmadığı için bağımsız bir talep hakkı yaratır. Bu nedenledir ki, ölen kimse ile destekten yoksun kalan arasında kanuni veya akdi bir bakım yükümlülüğü, mirasçılık ya da akrabalık ilişkisi bulunması gerekmemektedir. Destekten yoksun kalma tazminatı talebi miras yoluyla kazanılan, mirasçılık sıfatına bağlı bir hak olmadığından desteğin veya mirasçılarının da herhangi bir tasarruf hakkı bulunmamaktadır.

Destekten yoksun kalma tazminatının doğumu için destek ile tazminat talebinde bulunan kişi arasında bir destek ilişkisi bulunmalıdır. Eğer tazminat talep eden ile destek olduğu iddia edilen arasında bir destek ilişkisi bulunmuyor ise tazminata hak kazanmak da mümkün olmayacaktır. Burada bahsedilen destek ilişkisi hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de kanunun nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır.

Dosyada alınan ara karar ile uyuşmazlığa konu trafik kazasında TRH 2010 hayat tablosu ile prograsif rant formülüne göre tazminat hesabı konusunda dosya bilirkişiye tevdi edilmiştir. Aktüer bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, rapor tarihi itibariyle %65 kusur oranı ve ilgili dönemlere ilişkin güncel asgari ücretler üzerinden Yargıtay kararlarına uygun olarak TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılan tazminat hesaplaması sonucu, davacı eşi için 1.413.189,46-TL destekten
yoksun kalma tazminatı hesaplandığı, hesaplanan tutarın kaza tarihinde geçerli olan ZMMS kişi başı sakatlanma ve ölüm teminat limiti (1.200.000,00-TL) üzerinde olduğundan ödenebilir tazminat tutarının 1.200.000,00-TL ile sınırlı olduğu tespit edilmiştir. Neticeten; başvurunun kabulü ile 1.200.000,00-TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte sigorta şirketinden alınarak başvuru sahibine verilmesine karar verilmiştir.

01/03/2025 Tarih ve K-2025/114470 Sayılı Hakem Kararı

Uyuşmazlığın Konusu: Bakiye sürekli iş göremezlik zararı taleplidir.

Başvuru Bilgileri: Davalı sigorta şirketi tarafından poliçelenen aracın, yaya konumunda olan başvurucuya çarpması şeklinde gerçekleşen trafik kazasında asli ve tam kusurlu olarak sebebiyet verdiği, kaza nedeniyle başvurucunun sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı ile tedavi masrafları ve geçici bakıcı giderinin ödenmesi için sigorta kuruluşuna başvuruda bulunulduğu, açılan hasar dosyası kapsamında hasar ödemesi yapıldığı, başvurucunun sürekli beden gücü kayıp oranının belirlenmesi için tanzim edilen raporda sürekli engel oranının %9, geçici iş göremezlik süresinin ise 120 gün olduğu ve 21 gün süreyle bir başkasının bakımına muhtaç olduğunun tespit edildiği, kaza nedeniyle SGK tarafından karşılanmayan ancak gerekli olduğu düşünülen faturasız tedavi masraflarının toplamda 4.500,00-TL olduğu, söz konusu zarar kalemlerinin yapılan hasar ödemesinden mahsubu ile yapılması amacıyla talepte bulunulmasına karşın herhangi bir ödeme de gerçekleştirilmediği beyan edilerek sürekli iş göremezlik tazminatının avans faizi ile tahsili talep edilmiştir.

Sigorta Kuruluşunun Cevapları: Şirketin poliçeden kaynaklanan sorumluluğunu eksiksiz olarak yerine getirdiği ileri sürülerek başvurunun reddi talep edilmiştir.

Karar: Sigorta Tahkim Komisyonu önüne gelen bir başka dosyada aynı başvuru sahibi adına aynı sigorta şirketi aleyhinde aynı trafik kazası nedeniyle geçici iş göremezlik tazminatı, geçici bakıcı gideri ve tedavi gideri talepli başvuru yapıldığı anlaşılmıştır.

Başvuruya dayanak yapılan T.C. Sağlık Bakanlığı X Üniversitesi X Eğitim ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Kurulu’nun raporu incelendiğinde başvuru sahibinin muayenesinin yapıldığı, raporun Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre yapılan inceleme sonucunda düzenlendiği ve ikisi Ortopedi ve Travmatoloji diğeri Adli Tıp ABD uzmanı üç doktor tarafından imzalandığı, raporun hesaplamaya ve hükme dayanak almaya elverişli olduğu görülmüştür.

Kaza tespit tutanağı, savcılık hazırlık soruşturması sırasında düzenlenen bilirkişi raporu, İstanbul 60. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2024/X sayılı kesinleşme şerhli mahkumiyet kararı ile sair deliller çerçevesinde kazanın meydana gelmesinde tam kusurun sigortalı araç sürücüsünde olduğu kanaatine varılmış, yeniden kusur yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılmasına gerek görülmemiştir.

Tüm bu hususlar birlikte gözetildiğinde, gelinen aşamada uyuşmazlık hakkında tam ve sağlıklı bir karar verebilmek için sigorta şirketinin sorumlu olabileceği maddi tazminatın bilirkişi incelemesi ile belirlenmesi gerektiği sonucuna varılmış, dosyada aktüer bilirkişi görevlendirmesi yapılmış, tespit edilen bakiye sürekli iş göremezlik tazminatının ödenmesine karar verilmiştir.

26.02.2025 Tarih ve K-2025/109911 Sayılı Hakem Kararı

Uyuşmazlığın Konusu: Sürekli iş göremezlik tazminatı taleplidir.

Başvuru Bilgileri: Başvurucunun sürücü olarak karıştığı kazada yaralanması nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatının davalıdan tahsilini talep etmiştir.

Sigorta Kuruluşunun Cevapları: Başvurucu ile müvekkil sigorta şirketinin arabuluculuk neticesinde sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik geçici bakıcı ve tedavi giderleri dahil anlaşmaya varıldığını, anlaşma kapsamında ödemenin yapıldığını bu nedenle başvurunun reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmaktadır.

Karar: Dosyaya sunulan arabuluculuk anlaşma belgesinden, son oturum tutanağından taraflara arasındaki sürekli ve geçici iş göremezlik, tedavi giderleri, geçici ve kalıcı bakım giderleri, rapor ücretleri gibi maddi tazminat kapsamına girebilecek her türlü alacak kalemlerine ilişkin uyuşmazlığın 14/08/2023 tarihinde düzenlenen arabuluculuk anlaşma belgesi çözüme kavuşturulduğu anlaşılmıştır.

Arabuluculuğa ilişkin dava şartının temelinde hukukî yarar bulunmaktadır; bu şart, dava konusuna ilişkin dava şartlarından olan “davacının dava açmakta hukukî yararının bulunması” (HMK m. 114/1, h) şeklindeki dava şartının özel bir görünümüdür. Taraflar arasında arabuluculuk sürecinin işletildiği, 14/08/2023 tarihli anlaşma tutanağı ile taraflar arasında anlaşılan hususların net ve tereddüde mahal vermeyecek bir şekilde ortaya koyulduğu anlaşılmakla HMK madde 114/1/h uyarınca başvurunun usulden reddine karar verilmiştir.

DİĞER SİGORTA POLİÇELERİNDEN DOĞAN UYUŞMAZLIKLAR HAKKINDAKİ KARARLAR

17/02/2025 Tarih ve K-2025/82537 Sayılı Hakem Kararı

Uyuşmazlığın Konusu: Konut sigorta poliçesi kapsamında oluşan zararın karşılanması talep edilmiştir.

Başvuru Bilgileri: Konut sigorta poliçesi ile sigortalanmış evin su borularında meydana gelen kaçak sebebiyle oluşan hasarın poliçe kapsamında karşılanması talep edilmiştir.

Sigorta Kuruluşunun Cevapları: Davalı sigorta şirketi sunduğu cevap dilekçesinde poliçeyi teyit ederek hasarın poliçe kapsamında gerçekleşmemesi sebebiyle teminat dışında kaldığını, talep edilen hasar tutarının yüksek olduğunu beyan etmekle başvurunun reddini talep etmiştir.

Karar: Yangın Sigortası Genel Şartları’nın A.3. Ek Sözleşme ile Teminat Kapsamına Dahil Edilebilecek Haller ve Kayıplar başlıklı maddesinin 3.2.5 maddesi ile dahili su hasarı teminat kapsamında kaldığı belirlenmekle sigorta poliçesinin incelenmesinde de “1-Sigorta konusu bina içindeki, su depo ve sarnıçlarının, su borularının; kalorifer kazan, radyatör ve borularının; temiz veya pis su tesisatının patlaması, taşması, sızması, tıkanması, kırılması ve donmasının doğrudan sebep olduğu zararlar,” ifadesi ile söz konusu hasarın teminat kapsamında alındığı görülmüştür.

Taraflar arasındaki ihtilafın çözümü teknik bilgiyi gerektirdiğinden bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, raporda özetle; dosyada mevcut bilgiler ve sunulan belge/fotoğraflar incelenerek oluşan hasarın konutun banyo bölümünde olduğu, su temin/tahliye sistemindeki kaçak nedeniyle dairenin banyosundaki zemin ve duvarlarında hasar oluştuğu, sızan suların alt kattaki dairenin banyosunda, tavan ve duvarlarda da hasara neden olduğunun anlaşıldığı, hasara ilişkin ölçüme dayalı tespit olmayıp başvurucu tarafından kendi dairesinin hasarlarının 25.000,00-TL olduğu yönünde bir ustadan alınmış yapılacak işin detaylandırılmadığı bir fatura ibraz edildiği, hasara ilişkin ölçüme dayalı tespit olmadığı veçhile sunulmuş olan fotoğraflardan ve dosyadaki bilgilerden hareketle oluşan hasarın bedeli güncel fiyatlarla yaklaşık olarak 12.000,00-TL olarak tahmin edildiği, bu bedelin Yurt İçi ÜFE fiyat değişimleri dikkate alındığında Temmuz 2024 itibarı ile 11.374,00-TL olacağı kanaati bildirilmiştir.

Dosyada mevcut bilgi ve belgeler ile tanzim edilen bilirkişi raporu doğrultusunda, talebin kısmen kabulü ile 11.374,00-TL hasar tazminatının sigorta şirketinden alınarak başvuru sahibine verilmesine, bakiye 13.626,00-TL talebin reddine karar verilmiştir.

13/01/2025 Tarih ve K-2025/22691 Sayılı Hakem Kararı

Uyuşmazlığın Konusu: Başvurucu iş yerinde meydana gelen hırsızlık sigortası teminat kapsamındaki hırsızlık sebebi ile oluşan zararının giderilmesini talep etmektedir.

Başvuru Bilgileri: Başvurucunun malik olduğu iş yerinde buğday ürününde hırsızlık sebebiyle maddi zarar meydana geldiğini, zararın Genel Şartlar uyarınca teminat kapsamına alındığını, ne var ki davalı şirkete yapılan başvurunun reddedildiğini beyan ederek meydana gelen zararın karşılanmasını talep etmiştir.

Sigorta Kuruluşunun Cevapları: Uyuşmazlığa konu hırsızlık olayının meydana geldiği iş yerinin sigorta şirketi nezdinde iş yeri sigortası ile sigortalı olduğunu, riziko adresinin farklı olduğunu, talebe esas hırsızlık olayından kaynaklanan zararların poliçe kapsamı dışında olduğunu; poliçedeki, Hırsızlık Güvenlik Önlemleri klozu incelendiğinde; hırsızlık teminatı verilen iş yerinin bodrum, zemin, giriş ya da yüksek giriş katlarında bulunması halinde hırsızlığa karşı alınmış önlemlerden en az birinin olması şartıyla teminata dahil edildiğini, gerçek zararın tespit edilmesi gerektiğini, muafiyet ve müşterek sigorta hükümlerinin uygulanması gerektiğini ileri sürerek başvurunun reddini talep etmiştir.

Karar: Dosya kapsamı değerlendirildiğinde hasar sebebinin anlaşılması teknik bilgi gerektirdiğinden dosya bilirkişiye havale edilmiş, hazırlanan bilirkişi raporunda özetle; taraflar arasında akdedilen sigorta poliçesinde; hırsızlık teminatı verilen iş yerinin bodrum, zemin, giriş ya da yüksek giriş katlarında bulunması halinde hırsızlığa karşı alınmış önlemlerden en az birinin olması
şartıyla teminata dahil edildiği, tüm cephelerindeki kapı/vitrin/pencerelerinde; kepenk, parmaklık, panjur sistemi ya da poliçe
yürürlükte olduğu süre içerisinde herhangi bir güvenlik şirketine bağlı çalışır durumdaki alarm cihazı gibi hırsızlığa karşı alınmış en az bir önlemin mutlaka bulunuyor olması gerektiği ifadesinin bulunduğu, buna karşın, davacı iş yerinin bodrum ve zemin katında kapı/vitrin/pencerelerinde; kepenk, parmaklık, panjur sistemi veya içerisinde herhangi bir güvenlik şirketine bağlı çalışır durumdaki alarm cihazının olmadığı tarafımıza gönderilen fotoğraf ve evraklardan anlaşıldığı, bu nedenle gerçekleşen hırsızlık hasarı sırasında sigorta poliçe şartı gereği olması gereken güvenlik önlemleri bulunmadığı kanaati bildirilmiştir.

Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuranın iddia ettiği şekilde hırsızlık olayının teminat dahilinde olduğu tespit edilemediğinden başvurunun reddine karar vermek gerekmiştir.

27.03.2025 Tarih ve K-2025/161779 Sayılı Hakem Kararı

Uyuşmazlığın Konusu: Nakliyat Sigorta Poliçesi kapsamında sorumluluğu temin edilen başvurucuya ait aracın maddi zararlı trafik kazası sonucunda uğramış olduğu zararın tazminine ilişkindir.

Başvuru Bilgileri: Başvurucu, araçta seyir esnasında sürücünün ani fren yapması sonucu meydana gelen ve sigorta şirketi tarafından tazmin edilmeyen yükte oluşan zarar bedelinin karşılanmasını talep edilmiştir.

Sigorta Kuruluşunun Cevapları: Müvekkil şirketin sorumluluğunun poliçe teminatı kapsamında ve poliçe limiti nispetinde olduğu, kazanın meydana geliş biçimi gözetildiğinde, hasarın, poliçe teminatları kapsamında olmadığından hasar bedelinin müvekkil şirketçe karşılanamayacağı ifade edilerek başvurunun reddi talep edilmiştir.

Karar: Başvuru sahibi hasarın meydana gelme sebebinin X plakalı aracın sürücüsünün ani fren yapması nedeniyle firmaya ait araç ile seyir halinde olan sürücünün X plakalı araca çarpmamak amacıyla aniden fren yapmak zorunda kalması olduğunu ileri sürmekte sigorta şirketi ise hasarın çarpma/çarpışma olarak meydana gelmemiş olması ani fren sonucu yük kayması şeklinde meydana geldiğini işbu sebeple poliçe teminatı kapsamı dışında kaldığını ileri sürmektedir.

Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda özetle; davalı sigorta kuruluşu tarafından tanzim olunan Nakliyat Sigorta Taşınan Yük Poliçesi içeriğinde bulunan kamyon klozu içeriğinde yükleme, aktarma ve boşaltmaya atfedilebilecek rizikoların hariç olduğu, işbu sigortanın ateş, yıldırım, seylap, dere taşması, çığ, toprak ve dağ heyelanı, köprü yıkılması,yolların çökmesi ve kamyon veya treylerin devrilmesi, yanması, çarpması ve çarpışması neticesinde taşınan malın uğrayacağı ziya ve hasarları muafiyetsiz temin ettiği, söz konusu hasarın teminat kapsamında olacağı durum ve haller açıkça temin edilmiş olup söz konusu olayda bu hallerin içeriğine giren ve veya atfen dahi olsa değerlendirilmesi yönünde bir durumun söz konusu olmadığı, belirtilen detay ve incelemeler neticesinde hasarın taşınan parsiyel yükün (palet üzerindeki sac rulolar) yeteri ve gereği kadar taşınan dorsenin zeminine ve veya bağlama noktalarına sağlam bağlanmaması ve veya yeterli tedbirin alınmaması neticesinde trafiğin olağan seyri içerisinde meydana gelebilecek olan ani frenaj sonrasında oluşan yük kayması neticesinde oluştuğu tespit olunmuştur.

Genel bir ilke olarak sigorta sözleşmelerinin, sigortalı lehine yorumun esas olduğu sözleşme türlerinden olduğu belirtilmiştir. Sigorta sözleşmelerinin çoğunlukla genel işlem koşulları içeren katılmalı sözleşmeler olmasıyla açıklamak mümkündür. Bilindiği üzere genel işlem koşulları, bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleridir. Bu tür sözleşmelerin muğlak olmaları durumunda
uygulanacak yorum kuralı ise düzenleyen (sigortacı) aleyhine yorumlanmasıdır.

Sigortalı lehine yorum ilkesi doğrultusunda başvuruya konu aracın sürcüsünün X plakalı araca çarpmamak için ani fren yapması sonucu meydana gelen hasarın kamyon klozu kapsamında olduğu kanaatine varılmışsa da dosyaya mübrez belgeler, fotoğraflar ve bilirkişi raporlarının birlikte incelenmesi neticesinde meydana gelen hasarın nedeninin araçta taşınan emteanın ambalaj, yükleme, istif işlemlerinin uygun şekilde yapılmamış olması olduğu kanaatine varılmış, talebin reddine karar verilmiştir.

24/03/2025 Tarih ve K-2025/144260 Sayılı Hakem Kararı

Uyuşmazlığın Konusu: Seyahat sigorta poliçesi nezdinde yurt dışında yapılan tedavi masraflarının karşılanması talebidir.

Başvuru Bilgileri: Başvuru sahibi, Hollanda’da şiddetli nefes darlığı belirtisi nedeniyle 14 Mayıs 2024 günü ambulans çağrılmak suretiyle acilen bulunduğu şehirdeki devlet hastanesine kaldırıldığını, kendisine damar tıkanıklığı nedeniyle akciğer embolisi teşhisi konulduğunu ve tedavisine başlanıldığını, yatarak tedavi gördüğünü ve 19 Mayıs 2024 tarihinde taburcu edildiğini, sigorta şirketinden hastane tarafından faturalandırılan tedavi ve ilaç giderlerinin ödenmesi talebinde bulunulduğunu, talebin süresinde iletilmemesi nedeniyle ödeme yapılmadığını beyanla faturalandırılan sağlık giderlerinin karşılanması talep edilmiştir.

Sigorta Kuruluşunun Cevapları: Müvekkil şirket nezdinde davacı adına 20/04/2024 – 18/07/2024 tarihlerini kapsayan Avrupa Seyahat Sigorta Poliçesi düzenlendiğini, sigortalının poliçe vadesi öncesinde dayanan hastalıklarına dair tedavi giderlerinin karşılanmasının özel ve genel şartlar uyarınca mümkün olmadığını, taraflarca akdedilen Avrupa Seyahat Sigorta Poliçesi Özel Şartları’nda yer alan süre şartının sağlanmadığı, zamanında hasar ihbarında bulunulmadığını, bu çerçevede söz konusu sağlık giderlerinin teminat dışı kaldığını ileri sürerek başvurunun reddine karar verilmesi talep edilmiştir.

Karar: Dosya muhteviyatı olarak taraflardan temin edilen belge ve bilgiler kapsamında uyuşmazlığın temel nedeni, başvuru sahibinin yurt dışındaki tedavisine ilişkin tazminat taleplerinin sigorta şirketince 30 gün içinde hasar kaydının yapılmamış olması gerekçesiyle reddedilmesidir.

Bilirkişi raporu ile talep konusu tedavilerin mesnedini oluşturan pulmoner embolinin sebebi hastanın kendisinde mevcut olduğunu önceden bildiği akciğer kanseri ise başvurunun reddi gerektiği; buna mukabil, pulmoner embolinin sebebi uzun süreli hareketsizlik (hastanın 2.000 km araba yolculuğu yaptığı beyan edilmektedir) ve / veya ileri yaş (hasta o esnada 80 yaşındadır) ise başvurunun reddi haksız olacağı, hemen hemen eşit oranda pulmoner emboliye sebep olan kanser ve uzun süreli hareketsizlik, her ikisi için geçerli olan ileri yaş ile birleşince olasılığın yükseldiği, dosyada yer alan epikrizden hastada kanser bulunduğunun kesin olarak bilindiği ve uzun süreli yolculuğun davacının beyanından anlaşıldığı bildirilmiştir.

Uyuşmazlık konusu poliçe ile şirketin, poliçenin geçerlilik tarihleri arasında, öncesinde tanısı konmuş olsun veya olmasın, var olduğu yetkili bir doktor tarafından poliçe başlangıç tarihinden sonra tespit edilen tıbbi bir durum veya bu duruma bağlı olarak ortaya çıkan akut krizin teminat kapsamında sayılmayacağının belirtildiği ile bilirkişi raporundaki tespitler bir arada değerlendirildiğinde başvurunun reddine karar verilmiştir.

SİGORTA POLİÇELERİNDEN DOĞAN UYUŞMAZLIKLAR İLE İLGİLİ VERİLEN İTİRAZ KARARLARI

23/02/2025 Tarihli ve 2025/İHK-15567 Sayılı İtiraz Hakem Heyeti Kararı

Uyuşmazlığın Konusu: Hasar tazminatı konuludur.

İtirazlar: Sigorta kuruluşunca; talebin zamanaşımına uğradığı, poliçe ile “depo adresi” için “makine kırılması” teminatı verilmediği, cihazın poliçedeki riziko adresinden alınarak, depo adresine taşındığı ve hasarın da depo adresinde meydana geldiği, hasarın riziko adresinden farklı bir adreste meydana gelmesi nedeniyle teminat dışı olduğu, hasarı talep edilen makinanın 10 yaşında olması sebebiyle de talebin teminat dışında olduğu ileri sürülerek kararın itirazen kaldırılması talep edilmiştir.

Karar: Uyuşmazlık konusu hasarın meydana geldiği tarih göz önüne alınarak zamanaşımı itirazının reddine, ihbar yükümlülüğüne uyulmamasının rizikoyu ağırlaştırmamış olması nedeni ile ihbar yükümlülüğüne aykırılığın sonuçlarının doğmayacağı, dosya kapsamında aldırılan bilirkişi raporunda makinenin çalıştığı adresin somut durumda makinedeki hasarı artıran ya da meydana gelmesine sebep bir unsur barındırmadığı, zira hasarın operatör hatasına bağlı mekanik bir hasar olduğu, taşınmazın elektrik enerji beslemesi ya da sair unsurlarla bir ilişkisi bulunmadığı, hasarın oluş şekli ile makine yaşı arasında bir illiyet bağı olmadığı yönündeki tespitleri bir arada değerlendirilerek mezkur itirazların reddine karar verilmiştir.

17/02/2025 Tarihli ve 2025/İHK-10183 Sayılı İtiraz Hakem Heyeti Karar

Uyuşmazlığın Konusu: Özel Sağlık Sigorta Poliçesi nezdinde son 5 yılda yenilemesi yapılan poliçelere ait sigorta prim artışlarının yüksek olduğu iddiasıyla sigorta kuruluşunca fazla hesaplanan 50.000,00-TL’nin kendilerine iadesi ile poliçe
teminatlarının (ayakta + yatarak) değiştirilmesi talebine ilişkindir.

İtirazlar: Başvurucu, davalı sigorta şirketi tarafından poliçe yenileme primlerinin her yıl tek taraflı olarak ve fahiş şekilde artırılarak kendisini zarara uğrattığını, poliçe değişikliği yapmak zorunda bırakıldığını, 28 yıllık kazanılmış haklarını kaybetmemek için baskı altında poliçe türünü de değiştirerek sigorta şirketinin talep ettiği fahiş fiyatlarla poliçelerini yenilemek zorunda kaldığını belirterek haksız şekilde fazladan alınan pirim tutarlarının tespit edilerek tarafına iadesine ve poliçe teminatlarının (ayakta + yatarak) değiştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Karar: Taraflar arasındaki uyuşmazlık başvurucudan haksız şekilde fazla alındığı iddia olunan özel sağlık sigorta primlerinin sigorta kuruluşundan tazmini ve poliçe teminatlarının (ayakta + yatarak) değiştirilmesi talebine ilişkindir.

Başvurucunun bir önceki yıl poliçesinde bulunan hükme göre sigorta priminin belirlenmesinde tek bir kriter bulunmamakta olup prim belirlenirken yaş, cinsiyet, seçilen plan için belirlenmiş standart tarife, yaşanılan il, sigortalının hasta/prim oranı, mevcut hastalık riskleri, Türk Tabipleri Birliği Asgari Ücret Tarifesi’ndeki değişimler, özel hastane cari fiyatlarındaki, ilaç ve sarf malzeme fiyatlarındaki artışlar, yeni tanı ve tedavi yöntemleri ile değişen maliyetler, genel giderler, komisyon, sigortalı portföyünün yaş, cinsiyet, hastalık ve tedavi risk dağılımındaki değişiklikleri, ödeme süreleri, faiz oranları, enflasyon ve döviz kurları gibi etkenlerin dikkate alınması gerekmektedir. Nitekim hükme esas alınan bilirkişi raporunda da sigorta şirketlerinin birçok parametreye göre fiyatlama yapabileceği ve kesin bir prim hesabının sağlanamayacağı, belirtilmiştir. Bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde sigorta şirketinin keyfi davrandığından ve başvurucuları zor durumda bırakmak için keyfi fahiş artış uygulandığından söz edilemeyecektir.

Yine poliçe değişikliği yapmak veya eski poliçesi üzerinden sigorta yaptırmaya devam etmek hususunda başvurucu serbest olup sigorta şirketince başvurucunun poliçe değiştirmeye zorlandığına dair dosyada somut delil bulunmamaktadır. Bu nedenle başvuru sahibinin karara yönelik itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

01/03/2025 Tarihli ve 2025/İHK-8577 Sayılı İtiraz Hakem Heyeti Kararı

Uyuşmazlığın Konusu: Sigorta şirketi nezdinde bulunan modüler sağlık sigorta poliçesi kapsamında kazaen vefat nedeni ile ferdi kaza teminat bedelinin tahsiline ilişkindir.

İtirazlar: Müteveffanın tekne kazasında duman zehirlenmesinden öldüğü hususunun adli tıp kurumunca tespit edildiğini, suda boğulma olayının söz konusu olmadığını, kaza esnasında müteveffanın SGK kapsamında 4/A’lı olarak çalıştığını, sigortalı olarak çalışmasa bile hakkı ortadan kaldırmayacağını, bu nedenle poliçe teminatı kapsamında olmadığı yönündeki tespitin hatalı ve geçersiz olduğunu, ağır ceza mahkemesinde yapılan yargılamada işverenin müteveffanın ölümü nedeni ile yargılanarak ceza aldığını, kararın kesinleştiğini, kararın gerekçesinde 01/12/2021 tarihli SGK Rehberlik ve Teftiş Başkanlığının raporuna itibar edildiğini, aynı raporda kusur değerlendirmesi yapıldığını, müteveffanın herhangi bir kusurunun bulunmadığı, işverenin %100 kusurlu olduğunun belirtildiğini, bu nedenle müteveffanın kendisini tehlikeye maruz bırakacak şekilde harekette bulunduğunden bahisle ret gerekçesinin yerinde olmadığı, hakem kararının gerekçesinin tam olarak anlaşılamadığını, kazanın havada değil teknede gerçekleştiğini, bu nedenle havada yolcu sıfatından gayri bir sıfatla uçuş durumu gerekçe yazıldığını, ferdi kaza sigorta genel şartlarında denizcilerle ilgili bir istisna bulunmadığını, olayın iş kazası şeklinde oluşmasının da sonucu değiştirmeyeceğini, ferdi kaza sigorta genel şartları kapsamında değerlendirme yapılarak talebin kabulü gerekirken reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu ifade edilerek kararın itirazen kaldırılması talep edilmiştir.

Karar: Sigortalı ile davalı şirket arasında imzalanan modüler sağlık sigorta poliçesinde Ferdi Kaza Teminatının Kazaen Daimi Maluliyet/Kazaen vefat halinde 30.000,00 TL olarak teminat altına alınmıştır. SGK Rehberlik ve Teftiş Kurulu Başkanlığınca hazırlanan raporda da belirtildiği üzere başvuru sahibinin murisinin dava dışı X’in sahibi olduğu teknede iş sözleşmesiyle çalıştığı esnada teknede meydana gelen yangın sonucu vefat ettiği, işveren tarafından işe giriş bildirgesi sunulmadığı, işveren olarak iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin çalışanına herhangi bir eğitim vermediğinden meydana gelen kazada %100 kusurlu olduğu, müteveffanın ise kazada herhangi bir kusurunun bulunmadığı ve söz konusu kazanın iş kazası kapsamında kaldığı tespit edilmiştir. Mevcut tekne kazasının teftiş kurulu raporuna göre, iş kazası olarak değerlendirilmiş olması, taraflar arasında imzalanan modüler sağlık sigorta poliçesinin geçerliliğine herhangi bir etkisi bulunmayacağından uyuşmazlık hakeminin gerekçesi yerinde görülmemiştir.

Davalı sigorta şirketi müteveffanın ölüm sebebinin suda boğulma olduğunu, suda boğulma halinin poliçe teminat limiti dışında kaldığını iddia etmiş ise de sunulan Adli Tıp Kurumu 1. Adli Tıp İhtisas Kurulu’ndan alınan raporda meydana gelen ölüm olayının
hipoksi (yangın ortamında oksijensiz kalma) sonucu meydana geldiği tespit edilmiş olmakla suda boğulma durumu söz konusu olmadığından poliçe hükümlerinin aynen geçerli olduğu, meydana gelen kazanın da poliçe teminatı kapsamında kaldığı anlaşılmaktadır.

Uyuşmazlık hakemince Ferdi Kaza Sigortası Genel Şartları teminat harici başlıklı 5/d bendinde belirtilen tehlikede bulunan eşhas ve malları kurtarmak hali müstesna, sigortalının kendisini bile bile ağır tehlikeye maruz bırakacak hareketlerde bulunması nedeni ile talebin reddine karar verilmiş ise de, 6102 sayılı TTK’nın 1421. maddesi uyarınca, sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı Yasa’nın 1409. maddesinde sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığının ispat yükünün sigortacıya ait olduğu düzenlenmiş olup dosya kapsamı dikkate alındığında sigortalının kendisini bile bile ağır tehlikeye maruz bırakacak hareketlerde bulunduğuna ilişkin somut bilgi belge, delil bulunmadığı, aksine meydana gelen kazada sigortalının kusursuz, dava dışı işverenin % 100 kusurlu olduğunun SGK’nın Rehberlik ve Teftiş Kurulu raporu ile tespit edildiği görülmüştür.

Öte yandan, Ferdi Kaza Sigortası Genel Şartlarında 6/e bendinde havada yolcu sıfatından gayri bir sıfatla uçuş yönünde düzenleme yapılmış ise de, söz konusu düzenlemenin mevcut kazanın denizde meydana gelmesi nedeni ile somut olaya uygulaması söz konusu olamayacağı, bu hale göre taraflar arasında imzalanan modüler sağlık sigorta poliçesinin kaza tarihi itibari ile geçerli olduğu anlaşılmıştır.

Hal böyle olunca, sigortalınn tekne kazası sonucu oksijensiz kalarak vefat ettiği, sigortalı ile davalı sigorta şirketi arasında imzalanan modüler sağlık sigorta poliçesinde ferdi kaza teminat limitinin 30.000,00 TL olduğu, teminat limiti olan 30.000,00 TL’nin davalı sigorta şirketinden tahsili ile başvuru sahibine verilmesi gerekirken uyuşmazlık hakemince talebin reddine yönelik
verilen karar usul ve yasaya aykırı olduğundan başvuru sahibinin itirazının kabulü ile uyuşmazlık hakem kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.

Ayrıca, başvuru hayat sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Tarafların tacir olup olmadıklarına ve uyuşmazlık konusunun TTK anlamında ticari işle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın TTK m. 4’te düzenlenen davalar ticari davadır.

6102 sayılı TTK’nın “Tazminat Ödeme Borcu” başlıklı 1427/2.maddesinde; sigorta tazminatı veya bedelinin rizikonun gerçekleşmesine müteakip ve riziko ile ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her halde 1446. maddeye göre yapılacak ihbardan 45 gün sonra muaccel olacağı belirtilmiştir. Kazanın 03/03/2020 tarihinde meydana geldiği, başvuran tarafça taleplerini içerir dilekçenin 24/08/2023 tarihinde davalı sigorta şirketine ulaştığı, davalı sigorta şirketinin 09/10/2023 tarihinde temerrüde düştüğü anlaşıldığından 09/10/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden alınarak başvuru sahibine ödenmesine karar verilmesi gerekmiştir.

27.03.2025 Tarihli ve 2025/İHK-31664 Sayılı İtiraz Hakem Heyeti Kararı

Uyuşmazlığın Konusu: ZMMS kapsamında hasar bedelinin karşılanması talebidir.

İtirazlar: Sigorta şirketi uyuşmazlık hakem kararına karşı yapmış olduğu itirazlarında özetle; aracın rayiç değerinin fahiş belirlendiğini, başvurunun kesin hükmün varlığı sebebiyle reddi gerektiğini, daha önce değer kaybı talebine ilişkin olarak Sigorta Tahkim Komisyonu’na X sayılı dosya numarası ile başvuruda bulunulduğunu, değer kaybı zararı hesabında geçmiş hasarların dikkate alınması gerektiğini belirterek uyuşmazlık hakem kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Karar: Heyete intikal eden uyuşmazlık bakımından geçmişte hasar bedeli talebiyle Komisyon’a başvurulduğu, X sayılı dosya kapsamında zararın 88.198,02-TL olarak tespit edildiği, başvuru sahibince 50.000-TL’nin ödenmesinin talep edildiği ve dosya kapsamında 50.000,00-TL üzerinden hüküm kurulduğu görülmüştür. Eldeki uyuşmazlıkta bakiye hasar bedeli olan 38.198,02-TL’nin ödenmesi talep edilmiş olup kesin hüküm söz konusu değildir. Bu nedenle sigorta şirketinin kesin hükme ilişkin itirazlarının reddine karar verilmiştir.

Yorum yok

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir