Uluslararası sözleşmeler, Anayasa’da hüküm altına alınan temel hak – hürriyetler ve Türk Ceza Yasası’nda normlaştırılan suç tipleri ile bunların yaptırımları toplumsal ihtiyaçlar ve devletlerin ceza politikaları doğrultusunda sürekli değişim geçirmektedir.

Soruşturma aşamasında; gözaltı ve ifade işlemleri, tutukluluk incelemeleri ile bunların itiraz süreçlerinin yürütülmesi, yakalama, arama ve el koyma gibi koruma tedbirlerinin muhakeme usulü kurallarına uygun şekilde tamamlanmasını sağlamak ve bunların hukuka uygunluklarına ilişkin incelemelerin yapılması gibi iş ve işlemler gerekli savunma vasıtalarına başvurularak titizlik ve özenle gerçekleştirilmelidir.

Bunun gibi, kovuşturma aşamasında da suç tipinin isabetli şekilde belirlenip belirlenmediği tespit edilmeli, gerekli görülürse tevsii tahkikat talebinde bulunularak kovuşturmanın genişletilmesi sağlanmalı, delillerin değerlendirilmesi sürecinde aktif rol alınmalı ve hüküm aşaması ile istinaf ve temyiz olağan kanun yolları ile Ceza Muhakemesi Kanunu 308. maddede düzenlenen itiraz başvurusu, karar yararına bozma ve yargılamanın yenilenmesi gibi olağanüstü kanun yolu süreçleri eksiksiz tamamlanmalı, lüzumu halinde Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde gerekli başvurular yapılmalıdır.

5237 sayılı Türk Ceza Yasası hükümleri uyarınca, soruşturma ve kovuşturma aşamalarında, gerek şüpheli/sanık müdafiiliği ile gerekse suçtan zarar gören (mağdur) vekilliği hassas bir muhakeme yeteneğini gerektirdiğinden yargılama süreci içerisinde sözü edilen dinamik yapı üzerinde kontrol sağlanabilmelidir. Bu anlamda, profesyonel destek alınması yargılamanın bir bütün olarak adil ve hakkaniyetle sonuçlanması bakımından da önemlidir.