Sigorta Tahkim Komisyonu Ekim-Aralık 2024 Karar Seçkisi

KASKO POLİÇESİNDEN DOĞAN UYUŞMAZLIKLAR

06/10/2024 Tarih ve K-2024/498990 Sayılı Hakem Kararı

Uyuşmazlığın Konusu: Sigorta şirketinin poliçe düzenleme ve uzatma yetkisinin kaldırılması nedeniyle iptal edilen XXX plakalı araca ait kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan prim ödemelerinin iadesi istemlidir.

Başvuru Bilgileri: Davalı sigorta kuruluşunun 28/11/2023 tarihinde 5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 20. maddesi ve Sigorta ve Reasürans ile Emeklilik Şirketlerinin Mali Bünyelerine İlişkin Yönetmelik’in 13. maddesi kapsamında Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) tarafından mali bünye zafiyeti nedeniyle tüm branşlarda yeni sigorta sözleşmesi akdetme ve temdit yetkisi kaldırılması cihetiyle kasko sigorta poliçesinin iptali sonucunda oluşan ve ödenmeyen 15.793.02-TL prim iadesinin temerrüt tarihinden itibaren işletilecek avans faiziyle tahsili talep edilmiştir.

Sigorta Kuruluşunun Cevabı: Uyuşmazlığın sigorta poliçesinden doğan bir teminat kapsamındaki tazminatın tahsiline yönelik olmadığı, prim iadesine dair Komisyon’un görevi bulunmadığını, davanın öncelikle görevsizlik nedeniyle reddini, müvekkili şirkete konu başvuruyu değerlendirebilmesi için gereken evrakların sunulmadığını, sözleşmeden dönme veya bedel iadesi talebiyle müvekkili şirkete başvuru yapılmadığını, başvuranın cayma hakkını yasal süresi içerisinde kullanmadığını, iptal priminin en az yarısı tutarında indirim kuponu tanımlandığını, iptal tarihi itibariyle kalan prim tutarının 15.793,02-TL olduğu iddia ediliyor ise de 8.091,02-TL’nin indirim kodu olarak sigortalıya tanımlanmış durumda olduğunu, avans faizi talebinin yasal olmadığı belirtilerek başvurunun reddine karar verilmesi talep edilmiştir.

Karar: SEDDK tarafından yayınlanan 28/11/2023 tarihli kararda; 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 20. maddesi uyarınca söz konusu X Sigorta Anonim Şirketi ve Sınırlı Sorumlu Mellce Karşılıklı Sigorta Kooperatifi’nin mevcut yönetim kurulu üyelerinin tamamının görevlerine son verilerek yeni yönetim kurulu üyelerinin atanmasına ve sigorta portföylerinin idaresinin Güvence
Hesabına bırakılmasına karar verildiği, SEDDK tarafından yayınlanan karar ile X Sigorta A.Ş.’nin tüm branşlarda yeni sigorta sözleşmesi akdetme ve temdit yetkisi kaldırıldığı, mağduriyeti asgari düzeye indirmek amacıyla sigorta sözleşmelerinin iptal edildiğinin belirtildiği görülmüştür.

Bu sebeple başvuranın maliki olduğu aracın 10/08/2023 başlama tarihli Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesinin 10/12/2023 tarihi itibari ile iptal edildiği anlaşılmakla iptal tarihinden sözleşmenin sonuna kadar olacak sürece ilişkin prim iadesi talebinde bulunabileceği değerlendirilmiştir.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1427/2 maddesine göre; “… tazminatı veya bedeli, rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her hâlde 1446 ncı maddeye göre yapılacak ihbardan kırkbeş gün sonra muaccel olur.”

Kaza tarihinde yürürlükte olan Kasko Genel Şartlarının B.3.3.4.1.maddesine göre; “Sigortacı hasar ihbarı üzerine talep ettiği belgelerin kendisine eksiksiz olarak verilmesi ve zararın eksper vasıtasıyla tespiti kararlaştırılmış ise eksper raporunun tesliminden itibaren en geç 10 işgünü içinde Genel ve Özel Şartlar kapsamında gerekli incelemeleri tamamlamak ve ödemeye engel bir durumun bulunmaması halinde tazminat miktarını tespit edip sigortalıya ödemek zorundadır. Tazminat ödeme borcu her halde hasarın ihbarından itibaren 45 gün sonra muaccel olur” hükmü düzenlenmiştir.

Yasal düzenlemeler uyarınca sigorta şirketine başvuru tarihini takip eden 45 gün sonra temerrüt oluşmaktadır. İlgili sigorta kuruluşuna başvuru tarihi olan 24/05/2024 günü itibarıyla temerrüt tarihinin 09/07/2024 olduğu ve fakat sigorta tahkim başvurusunun 28/06/2024 tarihine isabet ettiği tespit edilmekle hesaplanan tazminata 28/06/2024 tarihinden itibaren avans faiz işletilmesi öngörülmüştür.

18/12/2024 Tarih ve K-2024/604854 Sayılı Hakem Kararı

Uyuşmazlık Konusu: Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi kapsamında teminat altına alınan ikame araç bedeline ilişkindir.

Başvuru Bilgileri: Başvuranın genişletilmiş kasko poliçesi ile teminat altına alınan aracının karıştığı trafik kazası nedeniyle sigorta şirketinden kiralık araç temin edildiği, ancak bu aracın 6 gün sonrasında alınarak başkaca tahsis yapılmadığı, mahrum kalınan ikame araç bedeli alacağının tahsili talep edilmiştir.

Sigorta Kuruluşunun Cevapları: Hasar tarihinde davacının mülkiyetine bulunan aracın Birleşik Kasko Poliçesi Eki “Genişletilmiş Kasko” ile teminat altına alındığı, müvekkili sigortacının sorumluluğunun Kasko Genel Şartları ve taraflarca akdedilen poliçe özel şartları ile sınırlı olduğu, başvurucunun ikame araç bedeline ilişkin taleplerinin teminat dışı olduğu, ikame araç masraflarının da faturalandırılmaması sebebiyle zararın somutlaştırılmadığı iddia olunarak başvurunun reddi talep edilmiştir.

Karar: Yapılan değerlendirme sonucu, ikame araç süresinin poliçede tanımlı süreyi aşmamak kaydıyla eksper tarafından aracın
onarılması için belirlenen süre ile sınırlandırıldığı ve dosyada mübrez kasko ekspertiz raporuna göre hasar onarım süresinin 6 gün olarak belirtildiği, ilgili sigorta şirketi tarafından başvurana 6 gün için ikame araç tahsis edilmesi sebebiyle başvurunun reddine karar verilmiştir.

14.12.2024 Tarih ve K-2024/538214 Sayılı Hakem Kararı

Uyuşmazlığın Konusu: Hasar bedelinin tazminine ilişkindir

Başvuru Bilgileri: XXX sigorta kuruluşu nezdinde kasko sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan X plakalı aracın 13/05/2024 tarihinde yaptığı trafik kazasında hasara uğradığı, meydana gelen hasardan kazada kusuru bulunan aracın kaza tarihini kapsayan
kasko poliçesini düzenlemiş bulunan sigorta kuruluşunun sorumlu ve tazmin etmekle yükümlü olduğu, bu yükümlülüklerden dolayı sigorta kuruluşuna başvuruda bulunularak araçta oluşan hasar bedelinin tazmin edilmesi talep edilmiştir.

Sigorta Kuruluşunun Cevapları: Araçta meydana gelen hasar için eksper tespiti doğrultusunda 26/07/2024 tarihinde 100.738,27-TL ödeme yapılmış olmakla başvuranın fazlaya ilişkin taleplerinin reddi talep edilmiştir.

Karar: Somut olayda meydana gelen hasarın kasko poliçesi teminatı kapsamında kaldığı konusunda uyuşmazlık bulunmamakla taraflar arasındaki uyuşmazlığın meydana gelen kaza nedeniyle hasar miktarının ne kadar olduğu ve ekspertiz ücretinin sigorta şirketinin sorumluluğunda olup olmadığı ilişkindir.

Bilirkişi raporunda; kaza sonucunda araçta meydana gelen hasarın, parça değişimi ve hasar gören parçaların onarım ve değişim işçiliklerinin iskontolu KDV dahil 131.979,49-TL olduğu, ödendiği anlaşılan 100.738,27-TL’nin tenzili akabinde bakiye alacağın 31.241,22-TL olduğu tespit edilerek talebin kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 18/10/2017T., 2016/17754E., 2017/9306K. sayılı kararında;

“Sigortacı, sigorta ettiren veya sigortadan faydalanan kimsenin ancak gerçekten uğradığı zararı tazmine mecbur olduğundan hasar bedeli sebebiyle davacının 3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu gereğince ödenmesi gereken KDV’yi de davacıya ödemekle yükümlüdür. Somut olayda; davacının zararı hasar bedeline dair olduğundan ve bu zararın giderilmesi halinde davacının hasar bedelini KDV’si ile birlikte ödemek zorunda olduğu gözetilmeden onarım faturası sunulmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.” yönünde karar vermiştir. (Benzer yönde: Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 04/04/2016T., 2015/14700E., 2016/4229K.)

Bu itibarla, yasal düzenlemeler ile yerleşik Yargıtay içtihatları da gözetilerek, fatura ibraz edilmemesi halinde dahi davalı sigorta şirketlerinin zarar görene ait hasar bedeline ilişkin KDV’yi de ödemek yükümlü olduğu kabul edildiğinden, davalı sigorta şirketinin KDV’nin sigorta şirketi sorumluluğunda olmadığı ve KDV dahil talepleri kabul etmedikleri yönündeki iddiaları yerinde görülmemiştir.

Dosyadaki belgelerden başvuru sahibinin sigorta şirketine 01/08/2024 tarihinde müracaat ettiği anlaşılmakla sigorta şirketine başvuru tarihinden 10 iş günü sonraya tekabül eden 16/08/2024 tarihinde davalı sigorta şirketinin temerrüde düşmüş
olduğu kabul edilerek faizin başlangıç tarihi olarak belirlenmiştir.

Dosya kapsamında sigorta kuruluşuna sigortalı aracın ticari araç olduğuna dair delil olmaması nedeniyle başvuru sahibinin
avans faizi talebi yerinde görülmemiş olup, belirtilen temerrüt tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmiştir.

TTK’nın 1426. maddesinde yer alan; “Sigortacı, sigorta ettiren, sigortalı ve lehtar tarafından, rizikonun, tazminatın veya bedel ödeme borcunun kapsamının belirlenmesi amacıyla yapılan makul giderleri, bunlar faydasız kalmış olsalar bile, ödemek zorundadır.” hükmü uyarınca ekspertiz ücreti giderinin sigorta kuruluşunun sorumluluğunda bulunduğu, başvuran tarafından ödeme yapıldığına ilişkin faturası ibraz edilen 1.849,67-TL ekspertiz ücreti giderinin fahiş olmaması ve Ekspertiz Ücret
Tarifesi de esas alındığından harcanan emek ve mesaiye göre makul görülmesi nedeni ile sigorta kuruluşunun sorumluluğunun bulunduğu değerlendirilmiş ve Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 2014/15868E., 2014/15196K., 06/11/2014T. sayılı kararında belirtildiği üzere ekspertiz ücreti tespit gideri niteliğinde olduğundan yargılama gideri kapsamında kabul edilmiş ve vekalet
ücretinin belirlenmesinde esas alınmamıştır.

29/11/2024 Tarih ve K-2024/561117 Sayılı Hakem Kararı

Uyuşmazlığın Konusu: Motorlu Kara Taşıtları Birleşik Kasko Sigortası ile birlikte verilen İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası kapsamında güvence altına alınan manevi tazminat teminatının tahsili talebine ilişkindir.

Başvuru Bilgileri: 04/07/2023 tarihinde X Sigorta A.Ş. tarafından Kasko Sigortası ile sigortalı, aynı zamanda Y Sigorta A.Ş. tarafından İhtiyari Malı Sorumluluk poliçesi ile sigortalı Z plakalı aracın karışmış olduğu trafik kazası sonucunda, araçta yolcu olan M’nin %6 oranında malul kalması nedeniyle, 12.500,00-TL X Sigorta AŞ’den ve 37.500,00-TL Y Sigorta AŞ’den olmak üzere toplam 50.000,00-TL manevi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren avans faizi ile davalılardan tahsili taleplidir.

Sigorta Kuruluşunun Cevapları: X Sigorta A.Ş. cevabında; sigorta şirketi ile akdedilen poliçede manevi tazminat klozu bedeni zararlar teminat limitinin %25 ile sınırlı olacak şekilde dahil edildiği, teminat limitinin bu durumda 50.000,00 TL’nin %25’i olan 12.500,00 TL olduğu, başvuran tarafın müracaatı üzerine başvuru konusu manevi tazminat teminat limiti kapsamında 12.500,00-TL tutarın 24/09/2024 tarihinde başvuran vekiline ödendiği, dolayısıyla davacının bu tutarı aşan taleplerinin teminat limiti içerisinde olmadığını beyan ederek fazlaya ilişkin istemin reddi talep edilmiştir.

Y Sigorta A.Ş. tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır.

Karar: İlgili sigorta şirketleriyle akdedilen sigorta poliçelerinde “Manevi Tazminat Talepleri” için teminat verildiği, trafik kazasının anılan poliçelerin teminat süresi içinde meydana geldiği, başvuranın işbu kazada bedensel zarara uğradığı görülmekle tarafların aktif ve pasif husumet ehliyetinin bulunduğu görülmüştür.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1459. Maddesi, sigortacının, sigortalının uğradığı zararı tazminle mükellef olduğunu hükme bağlamıştır. Kasko sigortası ile birlikte ihtiyari mali sorumluluk, TTK’da ayrıca düzenlenmemiş olmakla zarar sigortaları içerisinde yer alan bir mal sigortası türü olup teminat kapsamı genişletilmiş paket poliçe şeklinde düzenlenmiş ve ihtiyari
mali sorumluluk poliçesi de teminata dahil edilmiştir. Başvuran talebinin Motorlu Kara Taşıtları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının 3. maddesinde belirtildiği üzere, ek sözleşme ile teminat kapsamı içine alındığı değerlendirilmiştir.

Başvuran vekili tarafından dosyaya sunulmuş olan belgeler ve Yargıtay uygulamalarıyla şekillenen değerlendirme ölçütleri dahilinde, X Sigorta A.Ş. tarafından kasko poliçesi teminat limitinin maksimum %25’i ile sınırlı olarak manevi tazminat teminatı verilmiş olması, bu halde 12.500,00-TL’nin X Sigorta A.Ş. tarafından karşılanması, kasko poliçe limiti üzerinde kalan 37.500,00-TL zararın ise ihtiyari mali mesuliyet poliçesi kapsamından Y Sigorta A.Ş. tarafından karşılanması bakımından TBK’nın ilgili hükümleri, başvurucunun bedensel olarak uğradığı engellilik oranı, tedavi süresi ve X Sigorta A.Ş. tarafından yapılan 12.500,00-TL’lik ödeme dikkate alınarak, başvurunun kısmen kabulü ile 37.500,00-TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği takdir olunmuştur.

X Sigorta A.Ş., başvuru yapıldıktan sonra sulhen ödeme yapmak suretiyle bir taraftan işbu uyuşmazlığı sürdürmemek için kendi imkanları ile belirlediği tutarı ödemiş; diğer yandan ise Kanun’da tanınan 15 günlük sürede ödeme yapmayarak işbu başvurunun yapılmasına sebebiyet vermiştir. Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvurma mecburiyeti hasıl olduğu nazara alınmak suretiyle; ödenen tutar itibarı ile başvuru konusuz kalmakla, karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi, yargılama giderlerine sebebiyet verilmiş olması nedeniyle yargılama giderlerine sigorta şirketinin katlanması gerekmektedir.

Takdir olunacak tazminata, temerrüt tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine karar verilmesi talep edilmiş ise de uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklanması ve davalı nezdinde sigortalı aracın özel (hususi) araç olması sebebiyle hesaplanan tazminata temerrüt tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmiştir.

30/12/2024 Tarih ve K-2024/642895 Sayılı Hakem Kararı

Uyuşmazlığın Konusu: Bakiye değer kaybı bedeli zararına ilişkindir.

Başvuru Bilgileri: 12/12/2023 tarihinde davalı sigorta şirketince İMM klozlu kasko sigortası ile sigortalanmış olan X plakalı araç ile müvekkiline ait Y plakalı aracın çarpışmasıyla sonuçlanan trafik kazasında; X plakalı aracın trafik kazasına doğrudan sebebiyet verdiği ve %100 oranında kusurlu olduğunu, müvekkiline ait araçta alınan hasar raporuna göre hasar meydana geldiğini ve değer kaybı oluştuğunu, hasar bedeli ile bir kısım değer kaybının ZMM poliçesi kapsamında dava dışı sigorta tarafından karşılandığını ancak poliçe limitinin dolması nedeniyle bakiye değer kaybının tahsil edilemediği belirtilerek zararın giderilmesi talep edilmiştir.

Sigorta Kuruluşunun Cevapları: ZMMS limitlerinin tüketildiğine ilişkin belge iletilmediği, sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmadığından dava şartının yerine getirilmediği, kazanın meydana gelmesine tam ve asli kusuruyla sebebiyet veren başvuru sahibinin tazminat talep hakkının olmadığı ifade edilerek başvurunun reddine karar verilmesi talep edilmiştir.

Karar: Yapılan değerlendirmede taraflar arasındaki çekişmenin; vaki hasar nedeniyle zarar görenin aracında değer kaybı olup olmadığı, var ise bu zarar kaleminin ZMSS teminatını aşıp aşmadığı, İMMS teminatı kapsamında ise değer kaybı miktarının ne kadar olduğu noktasında toplandığı anlaşılmıştır.

Dosyada mevcut belgeler kapsamında, araç değer kaybına uğramış ise başvuru konusu aracın kullanılmışlık düzeyi, geçmiş hasar kayıtları, hasara uğrayan parçaları ve hasar tutarını değerlendirmek, aracın piyasa değerini yetkili servis ve bayilerden alınan fiyat teklifleri ile belirlemek, bu teklifleri raporda belirtmek suretiyle aracın hasarsız hali ile hasarlı hali arasındaki gerçek değer kaybının tespiti hususunda SBM’nin 2024.E.XXX sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda; araçta kaza nedeniyle 140.000,00-TL değer kaybı tespit edilmiş ve poliçe limiti olan 120.000-TL üzerinden yapılan ödeme nedeni ile başvurunun konusuz kaldığında dair karar verildiği anlaşılmıştır.

Poliçe tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları’nın sigortanın kapsamı başlıklı A-1. maddesinde, “Sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder. ” hükmü öngörülmüştür.

Komisyona başvuru kasko sigorta poliçesi üzerinden yapılmış olmakla birlikte, davacı tarafından talep edilen hasar tazminatına ilişkin teminat, Kasko Sigorta Poliçesi ile birlikte verilmiş olan İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası kapsamında sunulabilecek bir teminattır. Motorlu araç işletenler, 2918 sayılı KTK’nın 85. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen sorumlulukları kapsamında kendilerine terettüp edecek zarar taleplerinin aynı Kanun’un 93. maddesi kapsamında Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından belirlenen teminat tutarlarını aşması halinde, aşan kısmı karşılamak üzere İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası yaptırabilmektedirler.

Bu yasal düzenlemeler ışığında tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; aleyhine başvuruda bulunulan sigorta şirketi tarafından tanzim edilen İMMS klozlu Kasko Sigorta Poliçesi ile teminat altına alınan aracın 12/12/2023 tarihinde başvurana ait araç ile çarpışması suretiyle karıştığı trafik kazası sonucunda başvuranın aracında hasar meydana geldiği, olay yerinde tutulan kaza tutanağında, tramer kayıtlarında ve dava dışı trafik sigorta şirketince yapılan hasar ödemelerinde davalı sigorta şirketince sigortalanan araç sürücüsünün tam kusurlu kabul edildiği, 2024.E.XXX sayılı dosyada denetime elverişli olarak hazırlanan bilirkişi raporuna göre kaza nedeniyle başvurana ait araçta kaza nedeniyle 140.000,00-TL değer kaybı oluştuğunun tespit edildiği, bu değer kaybının toplam 120.000,00-TL’sinin davalı sigorta şirketi tarafından Trafik Sigortası kapsamında karşılandığı, dava konusu olmayan hasar bedelinin de trafik sigortası poliçesinden karşılanması nedeniyle trafik poliçe limitinin tükendiği, bakiye 20.000,00-TL değer kaybının İMMS kapsamında kaldığı ve sigorta şirketinin poliçe limiti dahilindeki bu zarardan sorumlu olduğu; TTK 1427/2. maddesiyle Kasko Sigortası Genel Şartları 3.3.4.1. maddesi uyarınca sigorta kuruluşunun rizikonun ihbar edildiği tarihten itibaren 10 iş günü içinde tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunduğu, buna göre başvuranın sigorta şirketine usulüne uygun evraklarla birlikte 05/11/2024 tarihinde başvuru yapılmasına rağmen zarar karşılanmadığından sigorta şirketinin başvurunun 10 iş günü sonrası olan 20/11/2024 tarihi itibariyle temerrüde düştüğü, başvuranın tacir olmaması, başvuruya konu aracın ticari araç olmaması nedeniyle yasal faize hükmedilmesi gerektiğine karar verilmiştir.

KARAYOLLARI MOTORLU ARAÇLAR ZORUNLU MALİ SORUMLULUK (TRAFİK) SİGORTASI POLİÇESİNDEN DOĞAN UYUŞMAZLIKLARA İLİŞKİN KARARLAR

24/12/2024 Tarih ve K-2024/625200 Sayılı Hakem Kararı

Uyuşmazlığın Konusu: Sürekli iş göremezliğe ilişkin maddi tazminat istemlidir.

Başvuru Bilgileri:Sigortası ve sürücüsü bilinmeyen firari aracın, yaya konumundaki başvuru sahibine çarpması sonucu 04/06/2022 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde başvuru sahibinin sürekli iş göremezlik tazminatı kapsamında 5.000,00-TL sürekli iş göremezliğe ilişkin maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte güvence hesabından tahsili talep edilmektedir.

Güvence Hesabının Cevapları: Olay anını gösterir herhangi bir görüntüye ulaşılamadığı, kazanın tek taraflı olduğu şüphesinin mevcut olduğu, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmeliğe uygun güncel rapor alınması gerektiği belirtilmiştir.

Karar: Dosyadaki belgelerin incelenmesinden, başvuranın, meydana gelen kaza neticesinde sürücüsü ve sigortacısı bilinmeyen firari aracın meydana getirdiği kaza nedeniyle yaralandığı, aleyhine başvuru yapılan kurumun ise aynı tarih itibariyle zarara sebebiyet verdiği iddia olunan aracın zararından sorumlu olduğu anlaşılmıştır.

Genel Şartlar Ek 6’da tazminat başvurularında verilmesi gereken belgeler sıralanmış olup bedeni zararlarda Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu istenmektedir. Yönetmeliğin 6. maddesi 2. fıkrası a) bendi ve 8. maddesi 1 fıkrası d) bendi “Kurul, birey bizzat görerek bireyin engellilik durumunu bu Yönetmelikte belirtilen esaslara göre belirler.” hükmü gereği kişinin muayenesinin yapılması 3. ve 5. fıkraları gereği ilgili uzmanlık alanında hekimin heyette bulunması gerekmektedir.

Başvuranın üniversite hastanesinden temin edilen iki ayrı raporda “Sol el bilek palmar fleksiyon hareket kısıtlılığı” tanısı, Kas İskelet Sistemi kısmında değerlendirilmekle birlikte raporları düzenleyen heyetlerde yalnızca adli tıp uzmanları olduğu ancak
ortopedi ile fizyoterapi ve rehabilitasyon konusunda uzman bulunmadığı görülerek raporun usulüne uygun olmadığı kanaatine varılmıştır.

5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30/13 bendinde; “Komisyona gidilebilmesi için, sigortacılık yapan kuruluşla uyuşmazlığa düşen kişinin, uyuşmazlığa konu teşkil eden olay ile ilgili olarak sigortacılık yapan kuruluşa gerekli başvuruları yapmış ve talebinin kısmen ya da tamamen olumsuz sonuçlandığını belgelemiş olması gerekir. Sigortacılık yapan kuruluşun, başvuru
tarihinden itibaren onbeş iş günü içinde yazılı olarak cevap vermemesi de Komisyona başvuru için yeterlidir.” denilerek Komisyona başvurulabilmesi için sigorta şirketine usulüne uygun olarak gerekli başvuruların yapılmış olması gerektiği belirtilmiştir.

BaşvurucUnun, sigorta şirketine başvuru tarihi itibariyle Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmiş maluliyet raporu ile başvuru yapmadığı anlaşılmaktadır. Mevzuatın açık düzenlemesi gereği başvuruya ilişkin evrakların tamamının usulüne uygun olarak başvuru ekinde bulunmaması halinde sigorta şirketine
tam ve eksiksiz başvuru yapıldığından söz edilemeyeceğinden başvurunun usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir.

DİĞER SİGORTA POLİÇELERİNDEN DOĞAN UYUŞMAZLIKLAR HAKKINDAKİ KARARLAR

28/10/2024 Tarih ve K-2024/542173 Sayılı Hakem Kararı

Uyuşmazlığın Konusu: Devlet Destekli Küçükbaş Hayvan Hayat Sigortası Poliçesi kapsamında zararın giderilmesi istemlidir.

Başvuru Bilgileri: Başvuru sahibine ait küçükbaş hayvanın coenurus cerebralis hastalığı nedeniyle ölmesinden dolayı uğranılan zararın giderilmesi talep edilmiştir.

Sigorta Kuruluşunun Cevapları: Başvuruya konu poliçede X Şubesi lehine dain-i mürtehin kaydının bulunmakta olduğu, davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığından öncelikle dain-i mürtehin kurumun açık ve şartsız muvafakatinin alınması, aksi takdirde, mevzuat ve yerleşik Yargıtay içtihadı uyarınca davanın husumet yönünden reddinin gerektiği, başvuru konusu hasarın counerus cerebralis hastalığından kaynaklandığı, bahse konu hastalık poliçe teminatı başlangıç tarihi öncesi başladığından poliçe teminatı kapsamında olmadığı ifade edilerek başvurunun reddine karar verilmesi talep edilmiştir.

Karar: Dosyanın gerek önceki ve gerekse sonraki poliçe ve riziko tarihi nazara alınarak Counerus Cerebralis hastalığının başlama tarihi ile sigortalı tarafından bu hususun bilinip bilinemeyeceği ve hastalık sonucu ölen hayvanın değerinden sovtaj (ekonomik olarak yararlanılması mümkün olan et-deri vb) değerinin mahsubu ile zarar hesaplaması yapılarak poliçe genel ve özel şartlarına göre uygun rapor rapor hazırlanması istenmiştir.

Hazırlanan raporda; başvuru konusu hayvanın 08/12/2022 tarihinde sigorta ettirildiği, 26/01/2023 tarihinde ölüm ihbarının yapıldığı, ölüm sebebi olarak counerus cerebralis teşhis edildiği, eksper raporunda da poliçe başlangıcından sonra olduğu belirlenmiş olan counerus cerebralis hastalığının carnivorların dışkısı ile bulaşan ve belli bir inkubasyon süreci geçtikten sonra belirtilerini gösteren zoonoz bir hastalık olduğu, herhangi bir sovtaj bedeli bulunmadığı, hasarın poliçe kapsamında olduğu kanaati bildirilmiştir.

Tüm dosya kapsamında yapılan değerlendirmede, başvuran taraf adına ve namına uyuşmazlık konusu poliçeden önce de mevcut hastalık ile ilgili teminat verildiği ve rizikonun gerçekleştiği, bilirkişi raporu ile Devlet Destekli Küçükbaş Hayvan Hayat Sigortası Poliçesi Genel Şartları B.6 madde nazara alınarak başvuru sahibinin talebinin kabulü ile; 3.562,00-TL tutarında hasar bedelinin 10/05/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte başvuru sahibine ödenmesine karar verilmiştir.

21/10/2024 Tarih ve K-2024/504592 Sayılı Hakem Kararı

Uyuşmazlığın Konusu: Sigortalı bulunan iş yerinde meydana gelen su sızması sonrasında oluşan hasar tazminatının sigorta şirketinden tahsiline ilişkindir.

Başvuru Bilgileri: Başvurucu 07/10/2023 tarihinde pimaş borulardan pis su sızması sonucu eczane olarak faaliyet gösteren iş yerinin ve ilaçlarının hasara uğradığını, hasarla ilgili olarak bugüne kadar bir ödemenin yapılmadığını beyanla şimdilik 64.922,00-TL tutarın sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Sigorta Kuruluşunun Cevapları: Ekspertiz raporunda belirlenen toplam 30.287,43-TL tazminat tutarının başvurucu tarafından kabul edilmediği, zaman aşımı itirazı olduğu, poliçe kapsamında muafiyetlerin bulunduğu, ilaçların fiyatlarına iskonto uygulanması gerektiği beyan edilmiştir.

Karar: Aleyhine başvuru yapılan sigorta şirketinin başvuruya konu iş yerini 02/11/2022–2023 vadeli ve XXX numaralı İş Yerim Sigorta Poliçesi ile sigortaladığı ve buna göre tarafların aktif ve pasif husumet ehliyetlerinin bulunduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın başvuranın iş yerinde meydana gelen Su Hasarları /Tesisat Kaynaklı /Boru Sızıntısı/Kırılması hadisesi sonucu tazminat alacağı bulunup bulunmadığı hususunda olduğu tespit edilmiştir.

Türk Ticaret Kanunu’nun 1423. maddesinde düzenlenen aydınlatma yükümlülüğü prensipleri gözetildiğinde, her ne kadar poliçe kapsamında sigorta şirketince başvurana poliçe ile ilgili olarak aydınlatma metninin verildiğine yönelik bir belge sunulmamış ise de poliçe tarihinden itibaren 14 gün içinde başvurucu tarafından poliçede yer alan şartlara herhangi bir itiraz olmaması sebebiyle poliçede yer alan muafiyet ve istisnalara göredeğerlendirme yapılmıştır. Bu çerçevede, her ne kadar dosya içeriğinde fotoğraf sunulmamışsa da eksper raporu incelendiğinde kat bilgisi, riziko adresi, faaliyet konusu bilgilerinin doğru beyan edildiği anlaşıldığından poliçede belirtilen özel şart muafiyet tenzili uygulanmamıştır.

XXX İşyerim kitapçığında “Faaliyette bulunulan riziko mahalinde, Yukarıda 1 ile 11. maddelerde belirtilen teminatların poliçede yer alması koşuluyla, temin edilen bu tehlikelerin gerçekleşmesi sonucunda, işin tamamen durması halinde sigortalı mahalde meydana gelen hasarlardan dolayı ödenecek tazminatın %10’u ayrıca sigortalıya İş Durması tazminatı olarak ödenecektir. Sigortacının bu konuda ödeyeceği İş Durması tazminatı 25.000,00-TL’yi aşmayacaktır. Hasarın meydana geldiği tarihten başlamak üzere 72 saati geçmeyen durmalara sebep olan hasarlar iş durması teminatı dışındadır. ” bilgisi yer almaktadır. Yarım gün iş durması yaşanması nedeniyle iş durması talebi teminat harici olarak değerlendirilmiştir. Dosya kapsamına göre alınan bilirkişi raporunda zarar gören bina ve emtianın poliçe teminatında olduğu kanaati bildirilmiştir.

Yargılama sırasında sigorta vekili tarafından 11/10/2024 tarihinde bilirkişi raporunda belirlenmiş olunan rakamın ödendiğini ve ekine dekont sunulduğu, bu sebeple davanın konusuz kalma kararı verilmesini beyan eden dilekçe sunmuş olduğu görülmekle başvurunun 30.287,43-TL yönünden kısmen kabulüne, yargılama aşamasında sigorta şirketi tarafından başvurucuya kabul tutarı ödendiğinden bu kısım bakımından konusuz kalan dava sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

13/11/2024 Tarih – K-2024/566044 Sayılı Hakem Kararı

Uyuşmazlık Konusu: Sigorta Şirketi tarafından tanzim edilen Tüpgaz Zorunlu Sorumluluk Sigorta Poliçesi kapsamında sorumluluğu teminat altına alınan konutta meydana gelen tüp patlaması sebebiyle oluşan maddi zarara ilişkindir.

Başvuru Bilgileri: Başvurucuya ait evin mutfak bölümünde meydana gelen gaz sıkışması patlaması nedeniyle konut ve konuttaki eşyaların kullanılamaz hale geldiği, olayın mutfaktaki ocağa bağlı tüpten kaynaklandığının itfaiye raporu ile sabit olduğu, söz konusu tüpün davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı olduğu, oluşan zarardan sigorta şirketinin sorumluluğunda olduğu, sigorta şirketi tarafından 158.595,00-TL ödeme yapıldığı, oluşan zararın çok daha fazla olduğundan bahisle şimdilik 15.000.00-TL bakiye hasar bedelinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte sigorta şirketinden tahsili talep edilmiştir.

Sigorta Kuruluşunun Cevapları: Başvurucunun müvekkili sigorta şirketi nezdinde kredili konut sigorta poliçesi kapsamında sigortalı olduğu, başvurucuya 158.595,69-TL ödeme yapılarak taleplerinin karşılandığı, söz konusu patlama sebebiyle ödenmesi talep edilen tazminatın varlığının bilirkişi marifeti ile tespiti gerektiğini beyanla başvuranın talebinin reddini istenmiştir.

Karar: 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu 30. maddesi 13 fıkrası “Komisyona gidilebilmesi için, sigortacılık yapan kuruluşla uyuşmazlığa düşen kişinin, uyuşmazlığa konu teşkil eden olay ile ilgili olarak sigortacılık yapan kuruluşa gerekli başvuruları yapmış ve talebinin kısmen ya da tamamen olumsuz sonuçlandığını belgelemiş olması gerekir. Sigortacılık yapan kuruluşun, başvuru tarihinden itibaren on beş iş günü içinde yazılı olarak cevap vermemesi de Komisyona başvuru için yeterlidir.” şeklinde düzenlenmiştir.

Başvuru sahibi, sigorta şirketine 25/04/2023 tarihinde başvuru yaptığı ve fakat başvuru taleplerinin sigorta şirketi tarafından yerine getirilmediğini belirtmiştir. Başvuru tarihinden itibaren yasal olarak öngörülen 15 iş gününün 17/05/2024 tarihinde sona erdiği belirlenmekle, Komisyona başvurunun süre sonu beklenmeden yapıldığı tespit edilerek usulden reddine karar verilmiştir.

07.12.2024 Tarih ve K-2024/526600 Sayılı Hakem Kararı

Uyuşmazlığın Konusu: XXX numaralı İşveren Mali Sorumluluk Sigortası Poliçesi ile sigortalı olan işletmede 20/05/2019 tarihinde gerçekleşen iş kazası sonucu başvuranda oluşan bedeni zarardan kaynaklanmaktadır.

Başvuru Bilgileri: X Ticaret A.Ş.’de çalışmakta olan başvuranın 20/05/2019 yük boşaltmak için kamyonun damperini kaldırdığı esnada kamyonun pistonun kırıldığı ve sol tarafa devrildiği, başvuranın kaza sebebiyle yaralanarak sakatlandığı, X’in İşveren Mali Sorumluluk Sigortası ile davalı Sigorta A.Ş.tarafından sigortalandığı, poliçenin iş kazaları sebebiyle yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi için bedeni teminat sağladığı, 14/08/2023 tarihli sağlık kurulu raporunda başvuranda oluşan sürekli sakatlık oranının %23,2 olduğu, geçici iş göremezlik süresinin 3 ay, geçici bakıcı ihtiyacı süresinin 30 gün olarak tespit edildiği, davalı tarafından taş ocağında gerçekleşen kazanın teminat dışı olduğunun iddia edildiği, ancak başvuranın çalışma alanının taş ocağı olmadığı, her ne kadar kolluk görevlileri tarafından ifade alırken taş ocağı ibaresinin kullanması üzerine soruşturma evraklarına bu şekilde geçse de aslında yaptığı işin yığılmış kumların alandan kamyona yüklemek suretiyle yol yapımının bulunduğu alana götürülmesi olduğu, kolluk görevlisinin taşocağı şeklinde kayda geçmesinden dolayı başvuranın hak kaybına uğradığı, başvuranın SGK tarafından alınan ifadesinde ne iş yaptığının açıkça belirtildiği, bundan başvuranın herhangi bir patlatma faaliyeti yapılan ya da herhangi bir kum – taş çıkarma faaliyeti yapılan bir alanda çalışmadığının aşikar olduğu, ayrıca kazanın da patlatma faaliyeti riskinden değil müvekkilin sürdüğü kamyonun pistonunun kırılması ve kamyonun devrilmesi sonucunda meydana gelmiş olduğu ifade edilerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 100,00-TL geçici işgöremezlik tazminatı ve 100,00-TL geçici bakıcı giderinin ilk başvuru tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile ödenmesine karar verilmesi talep edilmiştir.

Sigorta Kuruluşunun Cevapları: Kapsamı ve detayı itibarıyla uyuşmazlığın adli tahkikat ile aydınlatılması gerektiği, kazaya ilişkin ceza soruşturması/kovuşturması olup olmadığı araştırılarak varsa ceza yargılamasının bekletici mesele yapılması gerektiği, iddia olunan kazanın müvekkil şirkete süresi içinde ihbar edilmemiş olduğu, sigortalının sorumluluğunu gerektirecek bir olayın meydana gelmesi halinde sigortalının bu durumu öğrenme tarihinden itibaren 5 gün içerisinde sigorta şirketine bildirmesi gerektiği, aracın işletilmesi esnasında meydana gelen yaralanmalar sebebi ile aracın kaza tarihi itibari ile ZMMS ve kasko sigortacısının sorumlu olacağı, zararın başvuruya konu X numaralı işveren mali mesuliyet sigorta poliçesinde belirtilen özel şartlar kapsamında teminat dışı olduğu, poliçede taş ocakları, patlama faaliyeti olan her türlü faaliyet vb. risklerin serbest iradelerince kararlaştırılan poliçe şartları gereğince teminat harici olduğu, başvuran tarafından geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri zararları ispat edilememiş olduğu, poliçede işveren kişi başı bedeni teminat limitinin 1.000.000-TL olduğu, davacının sigortalı işçisi olup olmadığının, kazanın poliçede belirtilen riziko adresinde meydana gelip gelmediğinin ve dava konusu olayın iş kazası niteliğinde olup olmadığının net olarak tespit edilmesi gerektiği, işverenin iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına aykırı eylemi veyahut kusuru bulunmadığı, başvuran tarafta oluştuğu iddia edilen %23,2 sürekli iş göremezlik derecesinin kabulünün mümkün olmadığı, ek olarak raporda geçici iş göremezlik ve bakıcı sürelerinin fahiş belirlendiği, sosyal sigortalar kurumu tarafından davacı lehine, herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığının, rücuya tabi bir gelir bağlanıp bağlanmadığının sorulması gerektiği ifade edilerek öncelikle başvurudan el çekilmesi, aksi halde başvurunun reddi talep edilmiştir.

Karar: Dosya kapsamındaki evraktan; başvuru sahibinin sigortalı işveren bünyesinde çalışmakta iken iş kazasına karıştığı, 20/05/2019 tarihinde gerçekleşen kazada malul kaldığı, kazanın gerçekleşmesinde işverenin kusuru bulunduğu, başvurana SGK tarafından sürekli işgöremezlik geliri bağlandığı, aleyhine başvuru yapılan sigorta şirketinin ise poliçenin sigortacısı olduğu, iş kazası sebebiyle başvuranda oluşan, işverenden talep edilecek ve Sosyal Sigortalar Kurumunun sağladığı yardımların üstündeki ve dışındaki tazminat taleplerinden davalının poliçe limitiyle sorumlu olacağı, tarafların aktif ve pasif husumet ehliyetlerinin mevcut olduğu, bu çerçevede, uyuşmazlığın işveren mali sorumluluk sigortası kapsamında değerlendirilebileceği kanaatine varılmıştır.

Sigorta kuruluşunun uyuşmazlık uyuşmazlık konusu iş kazasının taş ocağında yaşanması sebebiyle teminat kapsamı dışında olduğu itirazı kapsamında yapılan değerlendirmede, taraflarca akdedilen poliçede “İşbu poliçede taş ocakları, patlatma faaliyeti olan her türlü faaliyet vb. riskler teminat haricidir.” ifadesinin yer aldığı görülmektedir. Söz konusu ifadedeki taş ocakları ibaresinin anlam bütünlüğünü bozması sebebiyle uygulama alanı bakımından tereddüde sebep olabileceği değerlendirilmektedir. Bununla birlikte, sigortalı işverenin faaliyet konusu ve poliçe kapsamına dahil edilen alt taşeron/ alt yüklenici listesi ile bunların faaliyet alanı ve uyuşmazlık konusu poliçenin teminat kapsamı göz önünde bulundurulduğunda; “taş ocakları, patlatma faaliyeti olan her türlü faaliyet vb. riskler” ibaresinden “taş ocaklarında patlatma faaliyeti içerir faaliyetlerden kaynaklı risklerin” teminat dışında tutulduğu kanaatine varılmıştır. Kaldı ki 5684 sayılı Kanun’un 11.maddesinde yer alan “(1) Sigorta sözleşmelerinin ana muhtevası, Müsteşarlıkça onaylanan ve sigorta şirketlerince aynı şekilde uygulanacak olan genel şartlara uygun olarak düzenlenir. Ancak, sigorta sözleşmelerinde işin özelliğine uygun olarak özel şartlar tesis edilebilir. Bu hususlar, sigorta sözleşmesi üzerinde ve özel şartlar başlığı altında herhangi bir yanılgıya neden olmayacak şekilde açık olarak belirtilir.” hükmü ile “(4) Sigorta sözleşmelerinde kapsam dahiline alınmış olan riskler haricinde, kapsam dışı bırakılmış riskler açıkça belirtilir. Belirtilmemiş olan riskler teminat kapsamında sayılır.” hükümleri uyarınca, teknik bilgi ve uzmanlığa sahip sigortacıların sigorta poliçesinde yer alan özel şartları, ayrı bir başlık altında ve “yanılgıya neden olmayacak şekilde” belirtme, ayrıca kapsam dışı bırakılmış riskleri de “açıkça” belirtme zorunluluğu bulunmaktadır.

Anılan hükümlerden de teminat kapsamı bakımından tereddüde sebep olan ifadenin, sigortalı ve hak sahipleri aleyhine teminat kapsamını daraltacak şekilde yorumlanamayacağı açıktır. Bu çerçevede taş ocaklarında ortaya çıkabilecek her türlü riskin değil, “patlatma faaliyeti içeren her türlü faaliyet” kaynaklı riskin teminat kapsamı dışında olduğu değerlendirilmektedir. Dosya kapsamındaki evraktan; 20/05/2019 tarihli iş kazasının taş ocağı iş sahası içerisinde yürütülen yol yapım çalışmasında,
başvuranın X A.Ş.’ye ait kamyon ile yük boşaltmak için kamyonun damperini kaldırdığı esnada piston kırılması neticesinde kamyonun devrilmesi şeklinde gerçekleştiği sabit olduğundan kazanın teminat kapsamında olduğu görüşüne varılarak yargılamaya devam edilmiştir.

Tarafların kusur dağılımına itiraz etmesi üzerine tanzim edilen bilirkişi raporunda; başvurucunun %20 oranında kusurlu olduğu, asıl işverenin şantiye alanında denetim ve gözetim yükümlülüğünü yerine getirmediği veya getirmede eksik kaldığı hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde %20 oranında kusurlu olduğu, XXX A.Ş.’nin pistonun yan sanayi olduğu gözetildiğinde bakım faaliyetlerinde eksikliği de bulunan alt işverenin %60 kusurlu olduğu tespit edilmiştir.

Bilirkişi raporu ve yürürlükteki mevzuat çerçevesinde yapılan değerlendirme sonucunda, 20/05/2019 tarihli iş kazası sonucu başvuranın bedeni zarara uğramış olduğu, başvuru öncesinde davalı sigorta şirketi tarafından başvurana herhangi bir ödeme yapılmadığı, SGK tarafından ise 2.302,59-TL ödeme yapıldığı ve gelir bağlandığı anlaşılmıştır. Bilirkişi incelemesi neticesinde; davalıdan talep edilebilir geçici işgöremezlik tazminatının 1.335,03-TL, bakıcı giderinin 1.483,87-TL olduğu tespit edilerek talebin kısmen kabulüne karar verilmiştir.

3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun 2. maddesi uyarınca ticari işlerde temerrüt faizi olarak avans faizi talep edilebilmektedir. 6102 sayılı Kanun’un 19.maddesi hükümleri çerçevesinde; tüzel kişi tacirlerin tüm işleri ticari iş niteliğindedir. Bu çerçevede, tacir durumunda olan davalı sigorta şirketine karşı başvuranın avans faizi talebi yerinde görülerek temerrüt tarihinden itibaren avans faiz işletilmesi gerektiğine karar verilmiştir.

26/12/2024 Tarih ve K-2024/633574 Sayılı Hakem Kararı

Uyuşmazlığın Konusu: Ek Garanti Sigorta Poliçesi ile sigortalı olan X markalı akıllı saatin 20/05/2024 tarihinde çalınması nedeniyle uğranılan zararın tazmini talep edilmiştir.

Başvuru Bilgileri: X İç ve Dış Ticaret A.Ş.’den 4.798,13-TL bedelle akıllı saat alındığını, söz konusu saatin X Sigorta A.Ş.’ye poliçe ile sigortalatıldığı, akıllı saatten sinyal alındığını ancak tüm çabalara rağmen saatin bulunamadığını, konu ile ilgili 23/06/2024 tarihinde Kadıköy Çocuk Büro Amirliğine şikayette bulunulduğunu, sigorta şirketine yapılan başvurunun haksız bir şekilde reddedildiğini belirterek 2.879,00-TL tazminat talep edilmiştir.

Sigorta Kuruluşunun Cevapları: Talebin teminat kapsamında olmadığı, başvuruya konu iddia olunan olay somut belgeler ile ispat edilemediği, başvuran tarafından usulüne uygun başvuru yapılmadığı, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe özel ve genel şartları ile sınırlı olduğu ifade edilerek başvurunun reddine karar verilmesi talep edilmiştir.

Karar: Taraflar arasında sözleşme niteliğinde olan Ek Garanti Paket Sigorta Poliçesi incelendiğinde akıllı saat için hırsızlık teminatı verildiği ve teminatın 07/01/2024 – 07/01/2025 tarihleri arasında geçerli olduğu görülmüştür.

Dosya yasal düzenlemeler ışığında incelendiğinde, başvuran vekilinin delilleri arasında yer alan ve itiraza uğramayan “Ek Garanti İle Ürünleriniz Güvence Altında” adlı belgede “Kazaen Zarara Uğrama ve Çalınma” teminatının fatura tarihinden itibaren 1 yıl boyunca geçerli olduğu ve “kapalı ortamda gerçekleşen hırsızlık durumları kapsam dahilindedir (polis tutanağı şartı bulunmaktadır) şeklinde açıklamanın yer aldığı ve sigorta teminatından X Sigortanın sorumlu olduğu belirtilmiştir.

Dosyaya sunulan ifade tutanakları incelendiğinde, başvuran tarafa ait akıllı saat çocuğu tarafından kullanılırken sınıf içindeki çantasından yani kapalı bir ortamdan çalındığı sabittir. Bu nedenle poliçe içeriği konusunda bilgilendirme yapılmamış olması ve dosyaya sunulan poliçe içeriğine ilişkin “Ek Garanti İle Ürünleriniz Güvence Altında” adlı ilan ile yanıltıcı reklam yapılmış olması nedeniyle başvuru konusu talepten sigorta şirketinin sorumlu olduğu belirlenmiş olmakla birlikte başvuran taraf da, Türk Ticaret Kanunu’nun 1423. maddesine istinaden kendisine teslim edilen (aksi iddia edilmemiştir) sigorta poliçesini incelememiş olması ve içeriğine 14 gün içinde itiraz etmemiş olması nedeniyle müterafık kusurlu kabul edilip buna göre hesaplanan tazminat miktarından %50 oranında hakkaniyet indirimi yapılmıştır.

Poliçede hırsızlık halinde, fatura tutarı üzerinden %35 oranında muafiyet uygulanacağı belirtilmiştir. Başvuruya konu akıllı saate ilişkin fatura tutarı 4.798,13-TL olup, bu tutara %35 muafiyet uygulandığında başvuran tarafından talep edilebilecek tutar 3.118,78-TL’ dir. Bununla birlikte % 50 oranında hakkaniyet indirimi uygulanarak, başvurunun 1.559,39-TL üzerinden kabulüne karar verilmiştir.

SİGORTA POLİÇELERİNDEN DOĞAN UYUŞMAZLIKLAR İLE İLGİLİ
VERİLEN İTİRAZ KARARLARI

20/12/2024 Tarih ve 2024/İHK-100315 Sayılı İtiraz Hakem Heyeti Kararı

Uyuşmazlığın Konusu: Trafik kazası nedeniyle araçta oluşan değer kaybının tazmini istemlidir.

İtirazlar: Sigorta Kuruluşu, davanın belirsiz alacak davası olarak görülmesinde hukuki yarar bulunmadığını, başvurucuya değer kaybı ödemesinin yapılabilmesi için yeterli evrak sunulmadığını, başvuran tarafın hasar ölçümlemesine ilişkin muayene hakkını kullanmasına engel olduğunu belirterek başvurunun reddi gerektiğini beyanla itirazlarını sunmuştur.

Karar: Sigortacılık Kanunu m.30/13 hükmünde, Komisyona gidilebilmesi için sigortacılık yapan kuruluşla uyuşmazlığa düşen kişinin, uyuşmazlığa konu teşkil eden olay ile ilgili olarak sigortacılık yapan kuruluşa gerekli başvuruları yapmış ve talebinin kısmen ya da tamamen olumsuz sonuçlandığını belgelemiş olması gerektiği; sigortacılık yapan kuruluşun, başvuru tarihinden itibaren on beş iş günü içinde yazılı olarak cevap vermemesinin de Komisyona başvuru için yeterli olduğu ifade edilmiştir.

Bu kapsamda, başvurucunun başvuru dilekçesi ekinde; hasar onarımına ilişkin kaza tutanağı, araç ruhsat ve ehliyet fotokopisi, kaza ve onarım fotoğrafları, IBAN bilgileri ve vekaletname sunmuş olduğu görülmektedir. Söz konusu belgelerin Trafik Sigortası Genel Şart Ek 6 ve Yargıtay’ın kabul ettiği nitelikte sunulması elzem olan ve ödeme için yeterli evraklar olduğu anlaşılmakla usulüne uygun başvuru yapılmış olmasına rağmen ödeme yapılmadığı görüldüğünden davacının Komisyona müracaatında usul ve yasaya aykırılık görülmemiş olup davalının itirazının reddine karar verilmiştir.

HMK md. 107/1’e göre, alacağın miktarının dava açıldığı tarihte tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin başvuru sahibinden beklenemeyeceği durumlarda belirsiz alacak davası açılabilecektir. Bu açıdan söz konusu başvuruda iddia edilen değer kaybının uzman bir aktüer bilirkişi yardımıyla hesaplanabileceği göz önüne alındığında başvurucunun bu talebini başvuru tarihinde tam ve kesin olarak belirleyemeyeceği ortadadır. Bu nedenle, başvurucunun belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararı bulunmakta olduğunun kabulü ile itiraza konu kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı belirtilerek sigorta şirketinin bu yöndeki itirazının reddine karar verilmiştir.

Aracın gösterilmemesi iddiasına ilişkin olarak; TTK m.1479 uyarınca sigortacı, zarara sebep olan olayın ve zarar miktarının belirlenmesi amacıyla, zarar görenden bilgi isteyebilir. Zarar gören, sağlanması ihtimali bulunan ve istenilmesi haklı görülebilecek ilgili tüm belgeleri sigortacıya vermek zorundadır. Zarar görenin bu zorunluluğa uymaması hâlinde, durumun zarar görene yazılı bildirilmiş olması kaydıyla, sigortacının sorumluluğu, zorunluluk yerine getirilmiş olsaydı ödemek zorunda kalacağı miktarla sınırlıdır. Bu duruma aykırılık halinde, sigortacının sorumluluğu, göreve uygun davranılmış olması durumunda ödenmesi gerekecek miktarla sınırlıdır. Ancak bu yaptırımların uygulanabilmesi, “durumun zarar görene yazılı bildirilmiş olması” koşuluna da bağlanmış olup, sigorta şirketi tarafından başvurana böyle bir bildirimin yapılmadığı dosyadan anlaşılmakla beraber; somut
olayda aracın gösterilmediği iddiası sübut bulsa dahi, gösterilmiş olsa idi daha az tazminat ödeneceğini ispata yarar delil ibraz edilmediği nazara alınarak davalı sigorta şirketinin itirazı yerinde görülmemiştir.

22.12.2024 Tarih ve 2024/İHK-99220 Sayılı İtiraz Hakem Heyeti Kararı

Uyuşmazlığın Konusu: İtiraza konu kararda bilirkişi ücreti yatırması için ara karar oluşturulduğu, davacının kesin süre içerisinde ara kararı yerine getirmemesi sebebiyle başvurunun usulden reddine karar verilmiştir.

İtirazlar: Davalı sigorta kuruluşu,delil avansı yatırılmaması nedeniyle 6100 sayılı HMK’nın 324. maddesi uyarınca ve emsal Yargıtay içtihatları doğrultusunda başvurunun esastan reddedilmesi gerektiği itirazında bulunmuştur.

Karar: Eldeki dosyada uyuşmazlık konusunun teknik bilgi gerektirmesi nedeniyle tarafların talepleri de değerlendirilerek dosyanın bilirkişiye tevdiine karar verilmiş, oluşturulan ara karar ile bilirkişi ücretlerinin yatırılması için başvurana 3 iş günü kesin süre verilmesine, belirlenen süre içerisinde bilirkişi ücretleri yatırılmadığı taktirde kararın mevcut dosya kapsamına göre verileceği hususları ihtar edilmiş, başvuranın verilen kesin sürede belirlenen bilirkişi ücretini yatırmadığı ve beyanda bulunmadığı görülmüş, bilirkişi ücretinin yatırılmaması nedeniyle teknik bilirkişi incelemesinin yapılamadığı anlaşılmakla dosya kapsamında davanın usulden reddine hüküm kurulduğu görülmüştür.

Belirli sürede delil avansını yatırmayan davacı tarafın dayandığı delilden vazgeçmiş sayılmakla mevcut delillere göre esastan karar verilmesi gerektiğinden, işbu uyuşmazlıkta bilirkişi raporu ile ispatlanacağı düşünülen vakıa ispatlanamamış olduğundan itirazın kabulü ile itiraza konu kararın kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına ve başvurunun reddine karar verilmiştir.

24/12/2024 Tarih ve 2024/İHK-91295 Sayılı İtiraz Hakem Heyeti Kararı

Uyuşmazlığın Konusu: 06/02/2023 tarihinde yaşanan deprem nedeniyle evde meydana gelen zararın tazmini taleplidir.

İtirazlar: Sigorta şirketi başvurana kredili konut sigorta poliçesi tanzim edildiğini, hasar başvurusu ile birlikte Çevre Şehircilik Bakanlığı’nın yaptığı tespit uyarınca ilgili binanın az hasarlı tespit edildiği, meydana gelen hasarların XXX tabi olması sebebiyle bina hasarına ilişkin herhangi bir ödeme yapılmadığı, XXX limiti tüketilmeksizin bina hasarına ilişkin herhangi bir ödeme yapılamayacağı, XXX limiti gözetilmeksizin şirket aleyhine hüküm kurulmasının haksız ve hukuka aykırı olduğu belirtilerek karara itiraz edilmiştir.

Karar: İhtilafa konu sigorta poliçesinde de yazılı olduğu üzere 6305 sayılı Kanun kapsamında Zorunlu Deprem Sigortasına tabi binaların yangın sigortasına ek olarak verilen isteğe bağlı deprem ve yanardağ̆ püskürmesi teminatı, bina yangın sigorta bedeli ile Zorunlu Deprem Sigortası sigorta bedeli arasındaki farktır (artan sigorta bedeli). Sigorta Şirketi, artan sigorta bedelinden sorumludur.

XXX kurumunun duyurusuna göre, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 06/02/2023 tarihinde yaşanan deprem nedeniyle hafif/az hasarlı” olarak tespit edilen binalardaki konutlara üst limiti 75.000,00-TL olmak üzere sigorta bedelinin %15’i ödenmektedir. Uyuşmazlık Hakemi tarafından atanan bilirkişi tarafından yapılan değerlendirme sonucunda mevcut fotoğraflar ve belgeler nazara alınarak yapıda tespit edilen hafif hasar ve miktarı 87.304,14-TL olarak belirlenmiştir. Bu itibarla itirazın kabulü ile tespit edilen bedelden XXX tarafından ödenecek %15’i olan 13.095,62-TL’nin tenzili ile 74.208,52-TL’ye hükmedilmesi gerektiğine karar verilmiştir.

16/12/2024 Tarih ve 2024/İHK-95032 Sayılı İtiraz Hakem Heyeti Kararı

Uyuşmazlığın Konusu: Sigorta poliçesi ile teminat altına alınan işletmede kaza geçiren işçiye ödenen tazminatın sigorta şirketinden tahsili talebine ilişkindir.

İtirazlar: Başvurucu, başvuru şartının yerine getirilmediği gerekçesiyle başvurunun reddinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

Karar: Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi uyarınca; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. İleri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimsenin, iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir ( HMK m.190).

Dosya kapsamı incelendiğinde; iş kazası tutanağı, iş kazasının gerçekleştiği adres, yaralanma hadisesi ile ilgili tıbbi belgeler, iş kazasının SGK’ya ihbar edilip edilmediği, SGK nezdindeki müfettiş rapor ve tutanakları, kusur oranları, iş kazası geçiren kişinin, bedeni zararının tespitine ilişkin üniversitelerin adli tıp ana bilim dalı başkanlığından alınan sağlık kurul raporu, tanık beyanları, soruşturma/ceza dosyası olup olmadığı, iş kazası geçiren işçinin bordrolu olup olmadığı, aldığı aylık ücret, iş yerinde çalışan tüm çalışanlara ait SGK kaydı, arabuluculuk süreci ile ödenen tazminatın belirlenmesine dair kriterler, ödendiği açıklanan tazminata ait ödeme belgesi, arabuluculuk anlaşma tutanağı, ödenen tazminatın, hangi kalemlerden oluştuğu, miktarlarının ne olduğu, SGK tarafından, iş kazası geçiren işçiye maluliyet ya da geçici işgöremezlik ödemesi yapıp yapmadığı, yapılmış ise buna dair belgeler vd hususların belirli olmadığı, dosya kapsamına uyuşmazlık konusunu aydınlatacak ve çözüme kavuşturacak bilgi ve belge ibraz edilmediği, husumet yöneltilen sigorta şirketine de tüm bu hususlara ait bilgi ve belgelerin ibrazı gerekirken başvuranın müracaatında eksik belge ve bilgi bulunduğu anlaşılmakla, bu aşamada başkaca değerlendirme yapılmaksızın başvurunun usul yönünden reddine karar verilmiştir.

İtirazen yapılan incelemede; başvurunun geçerli olması için gerekli olan bilgi ve belgelerin sunulmadığı ve sigorta şirketinin inceleme yapmasına fırsat verilmediği anlaşılmıştır. Açıklanan sebeple, başvurunun usulden reddine karar verilmesinin doğru olduğu anlaşıldığından davacı başvuranın itirazının reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.

Yorum yok

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir